28/4/2008 - susturunsokakları!..

Hayatı durdurduğum anlardan biriydi..andı işte anı olamayacak kısa..zihnim hep tekrarladığı numarayı çevirdi sabit bir hattan..
sakin bir sesle karşılaştığım da uçup gitti sıkı sıkı tuttuğum güvenim..kısık ve tedirgince söyledim;
Dur,bir şarkı tuttum bak..dinleyelim önce,söylenecekler zaten hep dilimizde..
Şaşırmadın..sende bir hayret cümlesi bile olamadığımı anlayınca,tüm ünlemleri kaldırdım cümlelerimden..
Ki biliyordum elini her attığında bulmamak için boşluğumu da kaldırmıştın bir çekmeceye..düzenli bir bitişti,tarihini tek tek atmıştın yaşadığımız günlere..
Bense şaşkındım bu durum komedisinin içinde,bunu bile becerememiştim,
Ayrılığımızı da güldün..
(-kendime sığamadığım da,saklandığım gamzelerinle gülümsedni..)
- zaten olmazdı’’dedni..
Kulağımda çınladı iki kelime..başıma birşeyleri hatırlatırcasına ağrıdı,beynime giden kıvrımlar..
Camı kırdım,ellerim kanıyor hala....kanamalı bir yürekle yazıyorum bunları,dikkat eet aşk üstüne sıçramasın..
Hiç bir ayrılığa gözü yaşlı çıkmadım,üşütmem imkansız..beni merak etme,soytarı prens..
aklımın içinde düşündüklerim mi var,yoksa hepsini yitiriyor muyum yavaş yavaş,
Bunca kelime nereye gidiyor,nereye akıyor kirli düşler,
Ellerim pis şimdi,ellerim buğuya yazılamayan acının sessiz harfleri,
Öpme!..
Bu masaldaki kurbağa benim..
Yel değirmenlerine yek başına dövüşen bir donkişot olursam,senden alıp kendime veririm hep,
Istediğim biraz adalet..
Bir kıta,okyanusa gömülü,dünyanın en çorak,en uzak,insana en tuzak yeri..Tanrı bile yaratırken hatırlamış yalnızca..
Suret düşmüyor,güneşin kavurduğu vakitler,yağmur yok..ağlamıyor hera!..ve dişini bileyip bağırmıyor Zeus’a..
Keşfedilmeyi beklemekten yosun tutmuş,uğramamış zheng he adı kalbim olan kıtaya..
Halklara uzak,ırklara düşman,kendinden başka kimsenin yaşayamayacağı bir avuç toprak,
Hey beyaz,getirdiğin aşkı al ve çek ellerini ülkemden..
Bu filmdeki kızıl-derili benim..
Seni paylaşamıyorken,senle paylaşmak istiyorum kendimi..bugün bir film izledim..
Çocuğun avcundan kelebekler dökülüyordu yere,masalın içinde bir masal işte,
Herkesin kendi dünyasında mutlu olduğu o ütopik dünya..bense evvel zaman içinde kalburlara saklanmış,develerin işgal ettiği,
Dedemin bile ninni dinlediği zamanlardan çalıyordum seni,bu yüzden birleşemiyorduk herhangi bir zaman aralığında..
(Aralıklar,ruhumun işkence mevsimi..) benim cennetim sendin,her gün bin kere kovulduğum..
Bugün çocuk parkına gittim ben,büyütemediğim ruhumla..uçtum,boyum kadar salıncakta..şarkılar söyledim adına adanmış..
Bir çocuk kadar hür olmak,yetişkin bakışlarda mahcubiyet oluyordu..kızaran yanaklarımla indim kaydırağın tepesinden,
Umutlarım kaydı gitti ellerimden..
Senle bir tahtıravelliye bindiğimiz de,yer değil yar çekti beni..
Düş’ürdüm avucumdaki gölgeni..’’
Bugün..çok güldüm..kuytularda ağladım ve gömdüm yaşlarımı toprağa,
Bir gözyaşı ağacım olacak,dallarına sensizliği bağlayacağım..bağlanacak o kuşak belime biliyorum..
Biliyorum işte..
Kırmızı..
‘’kasıklarda ya da kalpte aşk sadece aşk diyordu
Çünkü bir adam,
Aşk mükemmel bir yaklaşımla kay kaşığına benzetildiğinde bile
Sadece aşktır,ya yaşanır ya yaşanmaz diyordu..’’
Hak veriyordum..
Hak..
Hakkım olanı alamadığım da,
Verebildiğim tek şey oluyordu..
‘’zaten olmazdı..’’
Biliyorsun..
Çocuk oyunlarımı çaldın,giderken..
Tüm sokaklar artık yetim..
…
Ve
Şimdi sessizlik..
|