Diz boyu tutsaklık,esaret..bir çocuğun zincir arasından bakan gözleri..aşağıya bükülen dudak uçları..bir gülüş…ellerinde pankartlarla yol alan gençler,dillerinde özgürlük türküleri..
Ve tek tek sıkılan kurşunlar ve kana bulanan sokaklar..gittikçe büyüyen bir dünya,
Dünya içinde küçük bir ada..ada batmakta!..
bir diktatör egemen oluyor topraklarıma,bu nasıl bir hegemonya?..istediğinde geri çekiyorum askerlerimi ve veriyorum topraklarımı sorgusuz süalsiz..
farkettin mi,bana bir devrim gerekli sevgili,
bize sosyalist bir aşk gerekli…
Bir mayıs alanı..menzillenmiş silahlı kuvvetler..hakkını her istediğinde bir can vereceksin diyor yetkililer..-sen.. serveti yapan;emek,emeği veren;eller..ellerimizi kesecekler tam da bilekten.. –sen.. gece sokağa çıkma yasağı başlayacak ve duvarlara yazdığımız her söylem bir kimliksizliğin bedeli olacak..-sen.. ödetilen ölümler yaşayacağız,dünya bir cehennemin fragmanı olacak..-sen..
-senden istediğim bir avuç bağımsızlıktı neden yaktın yarınımı?..
Bize bir yıkım gerekli,
Bize yıkılmış bir berlin duvarı gerekli..
Kör değildim gördüm,gömdüm bunca vahşeti içime..öldürdüğün tüm kadınlara sela verdim,
Selam oldum dostlarının ağzında..hoş(ça)kaldın her gittiğinde ve hoş geldim kendime,dönüşlerinde..dönmek bir son değildi,gidilecek ülkeler bitmemişken haritada..
Senin görmediğin yerlerde bombaladım okyanusları,eksik artık dünya atlasları..
Gitme!..deseydim kalır mıydın?..
Yaşamak bir ihtimal olur muydu ben de o vakit?..
(Soruların saçları kesik,hiç bir cevap tırmanamayacak gerçeklere..
-gerçekler,bir yanlışa gebe kaldığında öldürülmüştü sokrates,
Unutmadım!..)
Unutmadım!..benden bir filozof olmayacağını..ne düşündüğümü söyleyebilirim,ne söylediğimi duyabilirim ne de cevaplarıma uygun sorular sorabilirim..
Unutmadım,benden bir ressam olmayacağını..renkleri birbirine bulaştırırım,hiç bişeye benzemez sonra ebrarlar,tozlar,yağmurlar..dağları deniz sanırsın,denizleri şehir ve şehirleri aşk..yanılırsın,yanılır..ben bir ressam olamam,yüzün tarifsiz bir gölge gibi kalır..
Unutmadım,şair olamam ben..imgelerim kendini boğar,seni bir kez gördüğünde..
Düşlerim kendini atıverir boğazın üstünden,denize çakılmaktır seni yazabilmek,
Seni yazmaya çalışmak bir delinin harcıdır ancak!..
Unutmadım!..benden bir hiç bile olamaz..kendinden çalıp sana veren ahmak aşık olarak mı yazılacağım uğurlama marşına..son kullanım tarihini bitirip,başkalarına devrettiğimiz aşkın üzerine ne yazacağız düşündün mü?;’’biz çok ıslattık,erken tükendi..bu aşka ağlayacaksanız bile güneşe yakın yerlerde tutun ellerinizi..’’
Ilk gördüğünde beni,küçücük bu demiştin,ve okşamıştın saçlarımı,başıma büyük gelen ellerinle..benim adım var demiştim,içimden benim adım saf’aşık..
Büyümeyi beklediğim gibi beklemiştim seni evin bahçesinde..uzaktan göründüğünde koşarak kaçardım eve..boyum uzamadan beni göremeyecektin..küçük adımlarıma basardın çamurlu topraklarda,adımlarım adına denk gelmeden çıkmayacaktım karşına..
Ve sonra..
Kışlar bahara döndü,şarkılar eskidi,saklandı tüm arkadaşlarım hayatın ardına,kör ebeler nankör oldu.toplar değil canlar oldu yine canı yakan..dilimize ilk küfür bulandı..
Ezan vakti çağrılmıyordu çocuklar eve,babalar hep geç kalıyordu sofraya..
Böyle bir gündü
Bana adımla seslendin;
‘’aşk..’’
Durduğum yerde döndü dünya..gitti saçları iki yandan toplu,kırmızı tokalı kız..
Bıraktı pileli elbisesinin ucunu,annesinden kaçtı,sığındı gökkuşağına..
Gökkuşağı adın oldu..bir renk seçtim sana,hiç bir tuvalde görünmeyen..bir sokak buldum,yürüdüğümde benle beraber büyüyen..adını Istanbul koydum,izmire çevirdim yüzünü,
Soyunu ankaraya bağladım..hangi şehre gittiysem,benle gel istedim..öyle çok korktum ki sevilmemekten.kaçtım gittim içime..seni dışarda bıraktığım rüyaların anlamları bile sana çıkıyordu..
Bana tek yol sendin,
Denizlerden kalan..
Böyle bir gündü,
Bana adımla seslendin;
..’’aşk…’’
Unuttun dedim içimden benim adım;..saf’aşık..
Şimdi hangi karmaşığa katsam kendimi,ayrışıyor hücrelerim onca kargaşadan..yine kendine ait bir yer buluyor,sana sıkıca sarılabileceği tutsaklıklar arıyor tel örgülü zindanlarda..
ve;
Varlığının içimde bu kadar büyük olduğunu,gidişinle anlıyorum..
Hiç bir gün beni yarına çıkarmıyor artık, dünleri biriktiriyorum..
Dolduğunda yeni bir hayat kuracağım kendime..
Depozitosunu hiç istememiştim bu sevdanın,neden giderken yokluğunu da götürdün.?
Adın on harf,adın iki hece..
Söylenemeyenler gittikçe büyüyor içimde..
Karşılaşma ihtimalimizin olmadığı bir yer yüzüydü,
Bileklerim bu yüzden kesik..
Senin adın işte senin adın;
Yar yüzü…
Ayrılığın ,sen-de kalan haliyim
Gitme!..