11/5/2008 - nezamankoşsamaynıyerdendüşüyorum.

Sevişmeden sevebilenlerdenseniz,önyargılarınızı eşikte bırakıp başlayın okumaya.
Sıcak bir yaz gününde doğmuşum,11 ağustos.gidilmesi gereken yerlere hep geç kalan ben,hayata erken varmışım.-7 aylıkken-üstümde hak kalmasını sevmem,avans olarak aldığım yaşamı,ödeyeceğim.büyümeden yaşlanan ben,yaşamadan öleceğim.
Nüfus cüzdanım Ankara’da,çıkardığım ilk diş Siirt’te,oyuncak ayım Malatya’da,ölen balığım
Kırşehir’de,ilk aşkım Samsun’da ve çocukluğum İstanbul’da kaldı.bu yüzden nerelisin diye soranlara verdiğim cevap ya çok uzun surer ya çok kısa;
-Türkiyeliyim.
Soyadımsa bulgaristandan kalma,göçerken bir onu getirebilmiş,
Büyük büyük dedemler,büyüklükleriyle beraber.
Okumayı 5 yaşında öğrendim ve 16 yıl sonra öğrendiğim,yaşadıklarımızı yazdığımız değil,
Yazılanları yaşamaya çalıştığımız.başkası gibi olmaya çalışırken,başkalarınında bizim yerimize geçtiğini farketmiyoruz.önce kim benliğini yitirirse galip o,hadi başlasın yarış!..
Çalabildiğim tek enstürman,piyanoydu.ali babanın çiftliğini çalmakla başlayan müzik hayatım,
Beethoven’a ayıp ettiğim düşüncesiyle bitti.adam duymadan harikalar çıkartırken ben sapasağlam beş duyumla kedi kopek sesleri çıkarıyordum ali babanın çiftliğinden.
Ilkokulda kümelere ayrılırdık,öğretmenim hep beni kümenin başkanı seçerdi.düzenli yazılan defterlerim ve renkli kaplama kağıtlarım vardı.yıldızı atılmamış bir sayfam yoktu.öğretmen olursam kendime hep pekiyi verebilirim düşüncesiyle,öğretmen olmak istemiştim.büyüdükce
Öğrenmek kadar öğretme uzuvlarımında eksik olduğunu farkettim.
Sonra doğuştan sahip olduğum insanlık mahkemesine,katı eleştirilerimi ekledim ve hakim olmayı düşündüm.zamanla baktım ki,sevdiklerimi kayırıyorum hep,cumhurbaşkanı olmaya karar verdim.
Ilk sigaramı 12 yaşında içtim,içime çekmediğim için dışımdan boğuldum,13 yaşında tkpli abilerle dershanenin tepesinden mhplilere yumurta atıyordum.tam da 13 yaşımda başladım yazmaya.türkçe öğretmenim muzaffer izgüye okutmuştu öykülerimi.sen çocuk halinle nasıl yazdın bunları demişti sayın izgü ve telefonunu vermişti.böyle kaç telefon yitirdim bilmiyorum ve kaç öyküyü yırttım attım.
Pişman değilim,hepsini düşünerek yaptım.
Lisede,okulun onur kurulu,öğrenci kurulu,edebiyat kurulu başkanlığını verdiler bana.seçtiler demiyorum..tepeden inme verdiler.çünkü hiç bir sorumluluğu kucağımdan atabilecek kadar özgür değildim.bunun rahatlığı içinde her kompozisyon yarışmasına 2 sayfa yazı ısmarladılar,yazmaktan bıktığım bir zamanda yazılanları okumaya başladım.
Böyle bir zamandı,aşık oldum.10 kasım..yer bir oditoryum,sahnede meşaleler yanıyordu
Ve o ‘ben mustafa kemalim’dedikce,ben latifeden fikriyeye,fikriyeden özgene dönüşüyordum.
4 sene..hiç bıkmadan,usanmadan,bir kere bile off demeden,kafamı kaldırıp başka erkek yüzlerine bakmadan sevdim,bekledim.
Beraber olmasak bile,beraber kurduğumuz hayallerimiz vardı,doğunun ücra köşelerinde görev alacaktık,bizden olmayanları büyütecektik,adil adamlar olacaktık.
Şimdi,umutlarımı ne zaman yitirecek olsam başucumdaki fotoğrafa bakıp,inançlarımı tazeliyorum.
Hayallerimiz aynı kaldığı sürece,yollarımız kesişecek biliyorum.
Üniversiteye başladım sonra.kendi ilişkilerimi çözemiyorken,ulusları barıştırmayı kendime görev bildim.beklentilerimin tam karşılandığı bir eğitim alamasam da artık,siyaseti homo erectustan itibaren anlatabiliyorum.üç kulübün başkanlığını yapıyorum ve çoğu zaman yan gelip yatanlar,yaptıklarımı sahipleniyor.artık insanlara kızmıyorum,eni sonu bazıları siyasi olmayan hayvan kategorisindeler.
Iki sene çocuk esirgemede ve huzur evinde çalıştım.dünyayı sadece benim etrafımda dönüyor sanırken,başka yaşamlar bildim,bildim ve şükrettim.çocuk esirgemeden bir kardeş edindim,beş yaşında içerde uyuyor şimdi,sabah gezmeye gideceğiz.
Lösev,açev,izev gönüllüsüyüm.
Hayatın adil olduğuna inanmamakla beraber,terazinin asalak tarafında olduğumun farkındayım.
Iyi bir dost,sevgili,evlat olmamakla beraber iyi bir insanımdır hatta salak sayılırım.ama saf taraflarımı cin görünüşlü yanlarıma sakladığım genelde kül yutmaz şeklinde bilinirim.
Bir sürü sevgilim oldu.kimisi benden hala nefret ediyor,kimisiyle hala görüşüyorum.
Ama hepsini aldattım,hiç birini sevmedim, hiç aşık olduğum bir adamla uyumadım.
Bu yüzden sevilen erkeğin teri nasıl kokar bilmem..
Ama aşık oldum.hiç bir sokakta karşılaşma şansımın olmadığı erkeklere vuruldum bazen tası tarağı toplayıp,şehirlerine yerleşmek istedim.
Mesafelerin otobüslere aşılmadığını anladığım zamanlarda ise,
Kalbim mantık salgılamaya başladı.
Aklımı başıma almayı unutmuşum,yine aşık oldum..yine başka bir şehire..
Onunla kavga ettim,konuştum,dertleştim,kovdum..
Yine kandım.
Hiç bişey,bir kahramanı hayali yapmaktan öteye götüremedi.
Ama artık söz ki,arada aşkın olduğu iki tekil şahıstan biri asla ben olmayacağım.
Votkayı limonla,şarabı gazozla içenlerden,gece ışık açık uyuyanlardan,dünyayı bir şişe viski sanıp dibine vuranlardan,şeytanı kendinizden uzak tutmaya çalışan,her zor anınızda tanrıya sığınanlardansanız,okuyunuz.
Pişmanım,
Hiç birini düşünerek yapmadım
Aniden oldu.
Hey çekilin,
Hayallerim kırıldı
Üstünüze düşmesin!...
|