..''senden çocuk düşürmek istiyorum''.

24/6/2009 - ….’a mektuplar-son

Kategori: safe haven''

 

 

Bu sana yazdığım son mektup. Kucağımda salsa yapıyor güzel kadınlar ve ben onlara bakıp seni düşlüyorum. Bir kadın suretinde bir erkek düşlenir mi deme. Deme sakın, küfür ederim.

O kadar gerçektin ki sen, dokunsam dağılıyordun bedenimin her tarafına. Seviştik mi? Kafalarımız güzel değildi ve sevişmedik, evet. Oysa herkes seninle yattığımı düşünüyor. Yattık ama değil mi? Bembeyaz bir çarşaf üzerinde sırtlarımızı döndük birbirimize. Hiç öpmek istedin mi beni o an bilmiyorum. Tek bildiğim bir an önce sabah olmasını istediğimdi. Koşup annemin etekleri altına girecek ve senin misafirliğin bitene kadar oradan çıkmayacaktım.

 

 

Açıkta kaldım.

 

Aksine minnet doluyum sana karşı. Nasıl teşekkür etmeli bunca yaşanmışlığa? Öyle bir yerdeyim ki şimdi, ölümden gayrısı üzemez beni. Çilekli dondurmadan sonra ağzını yalaya yalaya gezen çocuğun babasından tokat yemesi gibiydi sana âşık olmak. Mevsimlerden kıştı ve aslında babası sadece iyilik yapmıştı.

 

Ben babamdan hiç dayak yemedim. Bununla övünemem, bununla övünmesi gereken ben değilim. Farkındayım, kimseye benzemiyorum. Sahi bu iyi bir şey mi, bu beni iyi biri yapar mı? Herkes giyinik bak herkes giyinik bir ben ortada çırılçıplağım ve kral bile değilim!

Utanmalı mıyım? Ört edep yerlerimi, kasıklarımdaki sancı seni öldürmesin.

Çocuğumu düşürüyorum, çocukluğum seni düşünüyor. Bu yüzden karışıyor dinler birbirine.

Hayır, sen hayatıma binde bir gelecek mucize değildin ama ben de bir Mesih beklemiyordum!

 

Yine de iyiki geldin.

 

Tam tersini düşünürsek, eğer ki gelmeseydin sen. Ben inanıyor olacaktım hala süpermenlerin varlığına ve varlığım onlar için bir nokta bile etmeyecekti. Büyümenin evrelerinde sınıfta kalıp, hayallerimin bin beş yüz yıl gerisinden izleyecektim kendimi. Eğer ki sen gelmeseydin bir adama karşı ölmemeyi beceremeyecektim ve tüm aşkları büyük kılan şeyin uğrunda ölmek olduğuna inanacaktım. Yanılacaktım.

Bu ilk yanılışım olmayacağından sonuncusundan da ders almayacaktım. Hep biraz çocuk biraz kadın biraz yaşlı kalacaktım. Yaşamış sayılacak mıydım?

Eğer sen gelmeseydin ben şimdi kürk mantolar içindeki madonnayı telezviyondakinden ibaret sanacak ve Sabahattin ali’yi hiç bilmeyecektim. Bundandır, seni sevdikçe sadece yazarlarla sevişmem. Her kelimeleri beni sana gebe bıraktığından, nur topu gibi şiirlerimiz doğdu.

 

Ama yoksun.

 

Bunun için üzgün değilim. Bunun için üzgün olmak Tanrı’ya küsmek demektir. Ben senle ne yaşayacaksam öyle güzel ve öyle yarım yaşadım ki, gerisini istemek başkalarının dualarından çalmaktır. Ben minare dikip, kiliseleri camiye çeviremem ki. Tecavüz edemem kimsenin inancına. Ne olur ne olur sen de bir şey söyleme seni sevmelerime.

 

Aklım çok karışık. Bu karışıklığında kendi içinde bir düzeni var sanıyorsan, yanılıyorsun. Acı bir romantizm sadece ve dedemin romatizmaları arttı, yağmur yağacak bu şehre. Bu şehre yağmur yağarken, sen başka bir şehirde ayaklarını gün batımına doğru uzatmış olacaksın.

 

 

Yanık bir adamın sesi gelecek radyodan, ben bu anı daha önce yaşamıştım. Kafam daha önce de iyi olmuştu, hayaline dokunmuş tüm gece suretine ağlamıştım. Senin çoğaldığın yerlerde hep azınlık kalıyorum. Üstüm başım uykusuzluk kokuyor, sarılamazsın bana böyle. İğrenme gelir,adımı anmak istemezsin bir daha. Ne kadar damar varsa derimin altında söküp attım, eklem yerlerim ayrılıyor birbirinden. İşte böyle bana bıraktığın ama içini dolduramadığın ‘’sen’’le yaşamak.

 

Boşluğa bakabiliyorum saatlerce, boşluğa bakıp olmayacak hayaller kurmuyorum, olurların zaten benle işi yok. Herkes kendi kaçacak delik arıyor, ama ama saklanmayın hepinizi kuyruğundan tanıyabiliyorum.saçlarım dökülüyor, kel kalmaktan korkmuyorum, keşke dökülse yer yanım. Boğulsam sana hazırladığım sularda. Ölmek değil benim derdim, uzaklaşmak istiyorum. Hayır, uzlaşmak değil. Seninle beraber varabileceğimiz noktayı çoktan geçtik, bundan sonra herkes kendi yoluna.

 

Hıhı. Saçmalıyorum.elimde bundan daha iyi bir seçenek yok ve bu bir tercih değil. Paradoks arama boşuna, beyni uçkurundan büyük bir filozof ve harika cümlelere sahip bir kadın değilim. Hayatının anlamını değiştiremem, hayatının anlamı olmak gibi bir kaygımsa hiç olmadı. Göç edelim mi? Kendimize sığınacak daha güzel ülkeler bulabiliriz. Toprakları kan edebiyatıyla yıkanmamış. Çok iki yüzlüce geliyor mu sana da, öteki dünyada cenneti yaşamak için burayı cehenneme çevirmek. Tanrı bizi yarattıktan sonra kendini öldürmesiyle o gerçekten tanrıdır.

 

 

‘’Kadınlar ve çocuklar önden’’ sesleri duyulacak kıyamet koptuğunda. Nasılsa erkek ırkı âdem babasının ardından hurilerle sevişmeye gidecek. Havanın kaburgalarına sarılıp ağlarız artık. Daha zor olacağını düşünmüyorum ama soracaksan illa öbür dünya diye bir yer yok, gidip de gören oldu mu bilmiyorum. Bence babam beni sevmiyor. Bence diye başladığım hiçbir cümle yüzünden yargılanamam, biliyor musun? Bu yüzden kınama, bu sadece bir düşünce. Hem artık bu ülkede düşünme özgürlüğü var, düşündüklerini söyleyemiyorsun sadece. Öldürüveriyorlar.

 

Sokağın ortasına heybetlice yığılıyorsun. Bir ağa benzemeksizin, bir kuşa, toprağa.bu evrene ve bu kalleş insan doğasına benzemeden, ne olduğunu anlamadan ve başında ağlayan kızını görmeden ölüyorsun. Ölmek çok acı olmalı. Keşke her ölenin yanaklarından iki kere öpebilsek. Bu koca bir savaş alanı, hadi vur kardeşini vur.

 

Beynimde filler sevişiyor. Sağ gözüm birazdan görmemeye başlayacak çünkü bu daha önce de oldu. Hani sen ardına bakmadan siktirip gitmiştin ya, ben nereye oturacağımı şaşırmış, atıvermiştim kendimi yere. Öyle şiddetli bir düşüş olmuş ki, beynimde hala kırıklar var.

Düşüncelerimin orasına burasına batıyorlar. Boka batıyoruz. Ben biraz kirlenmeliyim, sen de biraz temizlenmeli. Sosyalist bir denge kurmalıyız bu aşkta? Nasılsa bir gün sarışın bir kadının kapitalizmi yutacak bizi. İlla sarışın olmasına gerek yok ama güzel yürümeli. Estetik duruşlar seni tahrik eder, aşık olursun kimbilir. Aşık olmalısın da.

 

 

Dünya gündemi konuşalım mı? Günlük gazeteleri okumuyorum artık, biriktirip haftalık haline getiriyorum. Üçüncü sayfa haberlerini kesip yapıştırdığım duvarlarım var. Muhtemelen üç sene önceki ırak savaşında ölmüş olan küçük bir kız kara gözleriyle bana bakıyor. Babannemin küçüklüğü gibi ki babannemi en son gördüğümde ben de küçücüktüm.

Hem ne dersin başkanın derisinin rengi değiştiği için dünya barışının rengi de değişir mi?

Beyazı kirletmeyelim, kirletmeyelim.

 

Kadife sesli bir Çingene olsaydım. Ve sana türlü yalanlar söyleseydim. Belki inanır ve elindeki çizgilerin yolunu değiştirirdin. Merak etme kaderime boyun eğmedim, boynumu tek eğdiren senin harika gülüşün. Uzun süre bakamıyorum dişlerine, hep öpmek geliyor dişinle dudağın birleştiği o kovuğu. Sapkınca. Çünkü benimki de saplantıdan başka bir şey değil.

 

Off, al kendini git başımdan. Al ne olur bu ağrılar artık dayanılmaz olmaya başladı. Gidip kusmalıyım biraz. Uyurum belki sonra, belki gidip yıkanırım. Dün öptüğüm adamı da kanalizasyonun derin boşluklarına düşürürüm. Hayır, aldatmadım seni. Ben sadece kendimi aldatıyorum.

Ben yıllardır kendimi senle aldatıyorum.

 

Gitmeli şimdi. Dönülmeyecek yollara kestirme dönemeçler yapmalı. Ben çok kalamam sensizlikte, biliyorsun. Sadece kafamı dağıtmalıyım biraz. Her bir parçamı da senle beraber bırakırım kuytuluklara. Ölmeyeceğim söz, sadece senden uzak bir yerde, altmış yaşında bir teyzenin hayatını satın alacağım.

 

Olur da beni bulmak istersen, bahçesinde erik ağacı olan küçük bacalı bir evde ekmek pişiriyor olacağım. Beni şimdi alnımdan üç kere öp. Namusum seninle avunsun. Namussuzluğum, elimdeki altın bilezik.

 

Öperim!

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz!

2009-06-27 14:36:03 - merhaba

Yazan: siirimsilerle
ne kadar içini acıtıyor insanın
mektupların
ne kadar kan damlatıyor sayfana...

böylesi sevmek de güzel... böylesi yazdırıyor ve kanatıyorsa; yine de şanslısın...acıtsa da
Bağlantı

2009-06-24 13:07:48 - S£RÇ£...

Yazan: herseyimdinsen0810
... "Beni şimdi alnımdan üç kere öp. Namusum seninle avunsun. Namussuzluğum, elimdeki altın bilezik."

ve ben ağlarım,
kimse görmez...
..
çok ağlarım...

yine harika bir yazı canıımmm
Bağlantı

2009-06-24 13:07:06 - S£RÇ£...

Yazan: herseyimdinsen0810
... "Beni şimdi alnımdan üç kere öp. Namusum seninle avunsun. Namussuzluğum, elimdeki altın bilezik."

ve ben ağlarım,
kimse görmez...
..
çok ağlarım...

yine harika bir yazı canıımmm
Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Aslında hep farkındaydım senin için bir havaalanı olduğumun. İstediğin saatte siktirip gider, istediğin gece/özellikle ben uykudayken/ağzına sıçmak için uykularımın/ inerdin bana sertçe, frensiz, ışıksız, ve gürültülü! Bir merdiven akardı, akardı tüm basamakları ergenliğimin giderken sen... Çoğunluk ağlardım! Dişlerim ağarırdı inan. Bir köpek havlardı, bir kedi miyavlar, bir keçi geviş getirirdi. Tüm şehir siktir olup giderdiniz, tüm binalar, tüm sokak lambaları ve şiirler... Rahman Yıldız.

Kategoriler

Arkadaşlarım

j0ker
kaganiscen
valeroso
beyazgelinciik
yagmurtuana
Blogcu Yardım
Özcan Çeltik
ordabirokulvar
Kitap Özeti
siirimsilerle
ussuahkam
dizix
huzunlerinprensesi
benimsevdigim
gathering
papis85
silencieux
ajitasyonbaharlar
S£RÇ£ herseyimdinsen0810
surgundekimavi
sevgiliask
toprakbulutu
kasimhilal
enciyadaenci
yagmurvebiz
mirayy
sahipsizkelimeler
O. KUTLU ALKAN
rapkamyonu
cigdemtas
spongefugi
suskunlugumsiyahinmatemi
sr1603
EVREN ALİ
sevdiyar47
koddelisi
edalinkaa
kayipsehirler
oludusler
umbraregulus
volkangokce
narkozlu
poemm
barbibarbieoyunlari
meomeo
turksamal
kitaben
emregurcan
7berzah7
hircinyesilbirkuzum
romankitapozetleri
oluduslerim
Çizgi Film Oyunlari
gyes
devinimm
mellpinhan