29/5/2009 - Alnında Üç Çizgi Var
Bu oda bu duvar bu kitaplar, birazdan deprem olacak ve üstüme yıkılacak gibi hep hazırda bekliyorlar. Kapılar kapanmıyor ardımdan hep bir parmak aralık pencere. Uğurlamaya hazırlanıyorlar beni, hiçbir eşya hüzünlenmiyor gidişime. Kalakalıyorum, dar sokakların büyük meydanlarla birleştiği ülkede. Adımlarımın üstüne basıyor ayakkabılarım, eskiyor her şey. Sonra tüm şehirler göç ediyor. Ezan okunuyor birkaç camide aynı anda, dualar birbirine giriyor. Başım dönüyor, düşüveriyorum aramızdaki boşluğa. Alnında üç çizgi var. Saçlarımla oynuyor, çok sık düşünüyorum sevdiğim insanları öldürmeyi. Pişmanlık duyumu yitireli oluyor epeyce. Fötr şapkasından tavşan çıkaracağını düşündüğü amcalara inanan, cam kenarı yolculuklarda utandığından elini kolonyaya uzatamayan kız çocuğu değilim artık. Dönmeyeceğinden eminim, ellerimin titremesi bundan değil! Kimse kimseyi sevmez. Kimsenin kimseyi sevdiğini sanması öğretilmiş bir yalandır, babadan oğla geçen lakin geçmediğinden babadan kıza, kadınlar hep çocuklarına kanar. Bundandır beni kandırmana izin verişim, annen olmayı çoktan kabullenmişim. Alnında üç çizgi var. Hava kararıyor ve ben anlıyorum uyanmam gereken bir rüyaya yattığımı. Mona Lisa asılı gülüşüne, takvimler uzaklaşıyor tarihlerden, bir büyüme hevesi sarıyor dört yanımı. İlk aşklarım geliyor aklıma, düşe kalka sevip, sabit durmayı öğrendiğimde unuttuğum. Ama sen yürüyorsun durmadan, geçiyorsun penceremin önünden. Dilinde ıslak bir şarkı belli denize inmektesin. Topallıyorum ardından, ayak izlerini bozmuş kuşlar! Nereye gittiğini gören yok. Biz seninle Varosha gibiyiz. İçeri girilmesi yasak, harabelerle çevrili bir alanda yaşamaya mücadelesi veriyoruz. Mutlu değiliz lakin açılsa kapımız, kavga edecek halklarımız. Bir savaşı daha kaldıramayız. Soyunmak istiyorum ve koparıp saçlarımı dağıtmak etrafa. Cani değilim bilmelisin, kimsenin kanını içmek istemiyorum. Sadece çenenle boynun arasında damarı öpmek geliyor içimden. Ne yapsam kendime yapıyorum, rüzgârlar daha korkak. Geceleri gelip fısıldama kulağıma! Sabahları gerçek sanıyorum sonra! Yollar yapıyorum sana, geç git diye hızlıca. Durduğun yerde kalmayı marifet sanıyorsun. Yapma! Alnında üç çizgi var, göz kapaklarına değen güneşle bütünleniyor yüzün. Neyin varsa karanlıkta kalan ayyuka çıkıyor. Gitmeyi deniyorum bu şehirden yanıma evimin duvarlarını alarak. Hatıralarım yeni kiracılara miras kalsın. Bu zamanda mazi bulmak kolay değil. Rakı şişesinde balık olsak yine ayrı sulara düşeriz. Seni tatlı sular ağırlar, ben tuzlu sularda kendimi boğarım. Ki hep eksiğim. Ha biraz fazla ha az. Hepsi, senin için yaşıyor olmanın farklı halleri. Alnında üç çizgi var. bir doğru bile yapmayan. Özgen Aydos
|