Bana Artık Dr.Hitch Diyebilirsiniz! :)

Dün akşam uzun yıllardır tanıdığım ve sohbetinden çok keyif aldığım bir erkek arkadaşımla kahve içtim. İşinden gücünden vakit bulup bu yazıyı okursa ‘’üzerimden reklâm yapıyorsun ‘’ diye beni arayıp çemkirebilir Bu yüzden O’nun gazabından korkmuyor değilim. Sadece bir saat oturduk ve bu bir saat içinde hayatımızda kısa dönem içinde yaşanan her şeyden bahsettik. Eve döndüğümde- zihnimde inanılmaz bir doygunluk hissettim.
Sebebi basitti; birbirimizi irdelemedik, soru sormadık, yargılamadık. Kimin içinden ne geliyorsa onu anlattı, belki yanlış da anlattı ama ‘’hayır hayır o doğru değil bu doğru’’ bağırış çağırışları yaşanmadı.

Arkadaşımın yaklaşık altı sene süren bir ilişkisi olmuştu ve herkesin tahmin edebileceği gibi bu ilişkinin bitiminden sonra ruh olarak kendini başka bir ilişkiye hazır hissetmedi, daha kısa ilişkiler yaşamaya başladı. Zaman zaman ciddi bir ilişkiye başlamaya çalıştığında da eski kız arkadaşı ortaya çıktı ve bir şekilde kafası karıştı.
‘’keşke’’ dedi, ‘’içlerinden biri anlayış gösterseydi, düşünmem için zaman verseydi. O’nun yüzünden çok güzel insanları kaçırdım ama diğerlerinden de kurtuldum.’’
Erkeklerle aşk ve ilişkiler hakkında konuşmaya başladıkça, onları anlamaya başladıkça belli bir zamandan sonra hak da veriyorsunuz. Beraber olduğunuz adamın bir sürü sebepten aklı karışabilir, canı sıkabilir, uzaklaşmak isteyebilir. Bu durumda ona biraz tenefüs saati verirseniz iyi olur, gibi. Zira üzerine üzerine gitmek, onu etkilemek ilerde aldığı karardan pişmanlık duymasını sağlayabilir, trip atmak ise sizden daha çok uzaklaştırır. Söylemek istediğim şu ki, bir gün böyle bir durumla karşı karşıya kalırsanız, bırakınız adam gitsin, kadın gitsin, kendileri dinlesinler, onlar kendilerine inanmadıkları sürece sizi de bir şeye inandıramazlar. Kafadan sallama bir tahmin yaparsam da, eski sevgililerin ortaya çıkması bir süre kafayı karıştırsa da genel olarak sonunda arkadaşımın söylediği gibi oluyor;
‘’ Aklımın karıştığı doğru ama bir daha O’nunla beraber olmam.’’


Öte yandan sevdiğim bir kız arkadaşım ilişkisi konusunda mızmızlanıyor. Aslında etkenlerden biri, çevresini çok ciddiye alması; ‘’ X bana dedi ki, eğer sevgilin bunu yapmıyorsa seni sevmiyordur, bırak. Y dedi ki, benim de zamanında böyle bir ilişkim olmuştu, yürümedi bence yol yakınken bırak.’’ Bu cümleler dışarıdan bakıldığında gayet dostça gözükse hatta cidden gayet dostça söylenmiş olsa bile, kendi mutsuzluğumuza başkalarını ortak etmek yahut kendimizi o insanla karşılaştırıp ilişkimizden ya da hayatımızdan mutluluk duymaya çalışmak değil midir?

- ali beni günde bir kere arıyor.
- Ayh ciddi misin, kazım beni en az beş kere arıyor. Ne bilim günde bir kere arasa kesin kavga ederdik. Çekemem ben. (Allah’a şükürler olsun ki Kazım gibi bir sevgilim var.)
-

Abartıyorum biliyorum ama bu diyalogları yaşanıyor bir yerlerde. Ve kazımın sevgilisi olan sevgili hemcinsim, kazımın günde seni beş kere araması daha çok sevdiği anlamına gelmiyor. Ali belki daha çok seviyordur ama adamın huyudur bu. Napsın yani?
Didiklemeyelim birbirimizin ilişkisini, nasıl gittiğini, ne yenip ne içtiğini, paylaşalım ama kesin yargılar da bulunmayalım, benzer olayları yaşadığınız için arkadaşlarınızı koruyup kollamak isteyebilirsiniz evet ama benzer olayları aynı adamla- kadınla mı yaşadınız? Birbirimizin mutsuzluklarından geçici mutluluklar kurmayalım artık. Kimse içinde yaşamadığı hikâyeyi anlayamaz, sadece okur- geçer- unutur.


Bir de bu facebookun, twitterin, onun bunun olması ne feci, insanlar eski sevgililerinin düğün fotoğraflarına kadar görüyor. Aslında güzel bir şey, eskiden bir şeyler yaşadığın insandan haberdar olmak, iyi olduğunu bilmek. Ama bir yerden kalbi acıtmıyor da değil. Bakıyorum eski sevgilimin üzerinde benim aldığım t-shirt yanında yeni sevgilisi. Sansür uygulanacaksa eski sevgililere uygulansın. Tabi bunların hepsi şaka,Allah hepsini mutlu mesut etsin, bir yastıkta kocatsın.

Bir de bir de her görüşmemiz de bana uzatmalı aylara gittiğimiz adamı soran ya da yeni biri yok mu yok mu diye başımın etini yiyen sevgili arkadaşlarım, korkmayın evde kalmayacağım daha 23 bile olmadım.

Neyse ben gidip aşağıda bir kahve içeyim. buradan Can hocama sesleniyorum, lütfen ofise çabuk gelin, bana bir sürü iş yükleyin. Yoksa bu gibi yazıları yazmaya devam edecek, boş şeyler düşünmekten beyin hücrelerimi yakacağım.


( Duygusal yazılar yazan melankolik Özgen nereye gitti derseniz, öldürdüm onu. bundan sonra böyle :) )
Özgen.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !