Bazen Öyledir

 

Birinden bahsederken gözlerinizin içi parlıyorsa, heyecanlanıyorsanız bu iyi bir şeydir çünkü bu aşkın sonunda acının dibine vuracaksınız demektir. Bunu çeşitli yöntemleri de vardır ve hissettiğiniz acıya göre yapacağınız eylemlerin dozajı değişir. Bileklerinizi kesersiniz mesela ama ölmezsiniz sonra o bileklerle başka ellere tutunursunuz. Bir arkadaşım yıllar önce – hani çocuk sayılacak yaşta sevgilisi yüzünden öldürmüştü kendini. Ertesi yaz, çocuk başka bir kız için şampanya açtırıyordu. Arkadaşımın aklı erseydi bir süre sonra başka bir adamı da ölebilecek kadar seveceğini anlayabilirdi aslında.

 

Acının dibine battığınızda mutlak sıçrayışınız çok güzel olacaktır. Bir zamanlar yüzüne bakmaya kıyamadığınız insanın adını bile duymak istemeyeceğiniz zamanlar gelecek ve sonra daha güzel isimleri söyleyecek dudaklarınız.

 

Ama bir de gittiklerinde değil de geldiklerinde size hayatınızdaki boşluğu gösteren insanlar oluyor. Hani içeriye adım attığı an, aklınızı başınıza toplayan. Her şeye inandıran değil de- her şeyi yapabilecek gücünüz olduğunu söyleyen. Onun yanındayken omuzlarınızı daha dik tutmayı, daha sağlam adımlar atmayı ve bir gün gitse bile yolun yarısını tek başınıza yürüyeceğinizi öğrenirsiniz. O insanlar gittikleri zaman acının dibine felan da vurmazsınız. Her şey olağan bir şekilde sürmeye devam eder. Aynı dostlar, aynı masalar, aynı kıyafetler.. gözleriniz O'nu aramaz ve O' da sizi aramaz. Ama çalmayan telefondan şikayetiniz yoktur. Bu insanı öldürmez de – öğrenmişsiniz.

 

Ama bir film izlersiniz mesela,  hüngür hüngür ağlarsınız, ona dert yanıp, bu dünyanın nasıl değişeceğini sormayı ve bu dünyayı değiştirebileceğinize sizi inandırmasını istersiniz. Bir şarkı dinlersiniz ve öyle bir şarkı olur ki canınız eni konu rakı çeker. O bilsin istersiniz. Mutlu olduğunuzda, korktuğunuzda, ayağınız takılıp düştüğünüzde hep O'na anlatmak istersiniz. Anlayacağından değil de tüm insanların aksine sizi anlamadan da seveceğinizi bildiğinizden.

Onun aldığı kitaplara dokunamaz, ona aldığınız filmleri izleyemez, ona anlattığınız bir şeyi başkasıyla paylaşamazsınız. O gittikten sonra dünyanın anlamsızlaştığı yoktur da, kahve içmek pek keyif vermez. Çünkü artık, "hadi gel bir kahve içelim" dediğiniz de ne kadar işi olursa ve ne kadar zamanı olmasa da koşup gelecek biri yoktur..

 

Ne konuşmak keyiflidir, ne tartışmak, ne de büyük adam olmak. Belki yıllar sonra karşılaştığınız da O'na söyleyecek birkaç şeyiniz olsun istersiniz elle tutulur- gözle görülür öyle çok güvenmiştir ki o size bunun aksini düşünmesini önlemek için canla başla uğraşırsınız. O kitaplık dolar, o fincanlardan kahve taşar, başkalarıyla sevişilir- başkalarına aşık olunur, ülkeler değişir ama O unutulmaz.

 

Çünkü aşk dostluktan gelir. Ve siz aşık olduğunuz adamı değil- aşkla sevdiğiniz dostunuzu kaybetmiş olursunuz.

 

Hayat böyledir. Ve hüngür hüngür ağladığınız filmi ona anlatamıyorsanız benim gibi başınızı taşıyamayacak bir ağrıyla uyursunuz.

Özgen.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !