Berbat Bir Aşk Hikayesi

Başım bir yana kayıyor, beynimi görüyorum, tüm hücrelerimi, gözle görülmeyecek mikro-organizmaları. Nadasa bıraktığım düşünceler ayaklanıyor. Bana seni bağırıyorlar! Dışardan görenler buna rüya diyor.  Oysa uyandım ben, uyanık bir insan rüya göremez.

 

Buraya kendimle gelmedim, yolun sonuna kadar benimle geleceğini söyledin, kestirmeden gitmişiz, sen orda kalmayı seçtim, ben de buraya kendimle gelemedim. Kalabalık bir yalnızlık güruhu bana eşlik etti, tüm yol boyunca güzel güzel sustuk. Birbirlerini gerçekten tanıyan insanların birbirleriye daha az konuştuklarını bilmenin rahatlığıyla, sustuk. Bu susuşta kimse ‘’senden’’ bahsetmedi. Bundan tuhaf bir haz aldım. Seni öldürebilirdim.

 

Normalde böyle biri değilimdir. Ama televizyonda gördüm, öldürülen insanların kanıyla ceplerini dolduran adamları gördükten sonra öyle bir tükürdüm ki siyaset denen oyunun içine, hiç politik bir yanım kalmadı. Sana çok küfür ederdim, sen benim yerime utandığından başını çevirirdin ama bundan hoşlanırdın. Sen mutlu ol diye, ona buna koyardım.

 

Ne berbat bir aşk hikayesi diye girse şimdi shakespeare içeri girse, seni gösterip ; ‘’sorumlusu bu adamdır!’’ desem ne olur? Bir nevi Romeo- Juliet olur, ayrılan her çifte bizden feyz almaları söylenir. Ayrılan bir çift olur mu, o saatten sonra hepsi tektir.

 

Mutlu aşk hikayeleri aslında yoktur.

 

Olsaydı, ben burada boktan bir şarabı içip, sigaraları yutup, bunları yazmazdım. Gider, sevişirdim. Aşk, seviştiğin adama, uyurken baban gibi sarılabilmektir zaten. Ama babamın atası bile söylemiş; hayatta babana bile güvenmeyeceksin!

Mutlu aşk hikayeleri yoktur, olsa da okuyamayız.

Yazmak,

Parmak uçları kanayan insanların harcınadır.

 

Ben seni unutmak için her gece ayyaş bir adam gibi koksam da, kuşlar beni sever. Ben de seni kuşların beni sevdiği gibi severim. Saçmalar gideriz. Ben seni unutmak isterim, geniş zamanlarda, bol bol. Çünkü bilmen gereken bir şey var, sen benim malım değilsin ama ben kendimi sahibin gibi hissediyorum. Koyduğum yerde yoksan karnıma ağrılar saplanıyor, evi alt üst ediyorum, annemi arayıp ağlıyorum. Benden bir an önce kurtul!

 

 

Alışırım. Yirmi dört saat senle kafamın içinde konuşup, kalbimin içinde sevişmeye alıştığım gibi alışırım. Aylardır nefes aldığımız ülke bile aynı değil. Sürekli bunu hatırlayarak yemek yem eye alıştığım gibi alışırım. Her sabah bana hiç günaydın demediğin halde sesinin günaydın tonunun bana seslenmesine alıştığım gibi alışırım. Alışmak, unutmanın yarısıdır.

 

Unutulacaksın.

 

 

Ben tüm bunları yazarken, daha dün ölen masum insanlar, katledilen ülkeler, ya bir savaş çıkarsalar, bu böyle gitmezciler düşer, seni düşünmekten utanır, televizyonu kapatırdım.

 

Mutlu aşk hikayeleri yoktur ama mutlu aşk dizileri vardır,

Herkes birbirini becerir.

 

İyi Uykular.

Özgen.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !