Gitmese

Seni öyle çok öyle çok seviyorum ki, bağıra çağıra, kalbimi ellerimle sıka sıka.. Çok arabesk, biraz lümpen, azıcık elit bir aşkımız olsun istemiştim! Yakıştıramadın mı beni parlak sahnelerin ışıkları altına? Neyim eksikti ki hayatını sana rol yapmakla geçiren güruhtan? Nerden bilebilirsin ki sana yalan söylemediğimi? Ben de oropu sevdaların uçurumundan döndüm, ben de yüzüne tükürmeyeceğin adamların arkasından karalar bağladım…Ben de yanıldım! Gık demedim! Gidenler dönerse bir gün diye evimin önünü her sabah temizledim!
Ama korkmadım..Sen karşımda dururken, Bosna ufalanıp gamzenin içine yerleşiveriyordu, gözlerin Atlantik’e fark atıyordu, saçların dalgalanıyordu Mısır’a kadar.. her dikkatle bakan görebilirdi ki, dünya senin yüzünü vatanı ilan etmişti! Felaketim olacağını o an anlamıştım..Kendini kötü hissetme! Ben sadece intiharın farklı bir yolunu seçtim.
biz darbe sonrası çocuklarıyız.. düşünmeyi ayakyoluna benzettiğimizden sadece ihtiyacımız olduğunda kullanırız, doyumsuz ruhlarımızın mutlulğu bir sonraki açlığa kadardır.. ne sağa yakınızdır, ne sola kayarız, ortada durur, anlamayız! Biz darbe sonrası çocuklarıyız, annemiz bizi süt yerine televizyonla beslemiş.. Aşkı Rose Maria’dan, entrikayı Dallas’tan öğrenmişizdir.. Yaşasın aşkı sanal ağa düşüren bizler…
Bu sebeplerden işte sana hiç söyleyemedim; gidersen, kalbimin kaktüse döneceğini, ellerimin beni bir süre daha idare edeceğini, annemin tası tarağı toplayıp Meksika’ya gideceğini, üçüncü dünya savaşının çıkacağını, Edison’un ampülü hiç bulamayacağını.. Gidersen, uğruna kan dökeceğim bir vatanım olmayacağını…
Yine de kızmıyorum gittiğine de, alıştırsaydın be cancağızım! Vücudumun ortasına füze düşmüşcesine acıdı canım, parmaklarımı tek tek söküp, falakaya yatırdılar beni, saçlarımı tek tek çektiler.. sanıyor musun ki bunca yaranın iyileşmesi kolay olurdu? Hala izlerini taşıyorum kalbimde söndürdüğün tütünlerin..
Artık yazmak istemiyorum! Sen İstanbul’da kovalarken martıları güneş gözlüğünün altından bakıyorsun insanlara..Ben kilometrelerce öte de soğuk yüzüme yüzüme vururken gözlerinin içine bakıyorum fotoğraflarda! Seni en iyi ben biliyorum ama bana bile yalan söylüyorsun! Sen bırakmıştın hani hanımevladı olmayı? Sinirlendiğinde kendine değil de başkalarına kusacaktın içini hani? Birlikte huzur evine gidip dönüşte huzursuzluğumuzu birbirimizden saklamayacaktık?Ben senin için soyadımdan vazgeçip, mülkiyetin olmayı kabul edecektim, oysa!
Felaketim oldun. Artık kimse bana büyük aşklardan, ölümsüz sevdalardan, geleceğe dair hayallerden bahsedemez. Ne kanarım çocukluk hikayelerine, ne üzülürüm kaybettiğinde! Sencil olacağım..
Galata kulesine çıkıp bağıracağım aşağıdakilere,
Leylayı da gördüm, mecnunu da, Tahir i de bildim zühreyi de, Mevlanayı da anladım Şems’i de..
Dünyayı da yaşadım cehennemi de,
Ben çok uzak zamanların bir yerin de
Aşkın alasını yaşayıp babasını aldım!..

özgen.


 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !