He

Keşke diyorum her şey başka türlü olsaydı. Biz başka çağın insanları, insanlar başka bir dünyanın göçmeni, sömürücüler sürüngenlerin emperyalisti felan. Çocukluğumu özlemedim. Özlenecek bir çocukluğum da olmadı gerçi.
Belki annemin yüzünü, babamın kucağını, erik çekirdeklerini fırlattığım amcaların sinirli bakışlarını arıyorumdur, mutsuz anlarımda. Ama inanmalısın ki çokca olmuyor bu. Her gün bir beş dakika yetiyor ucu yakılmış aşk mektuplarına sesi ağlayan adamları gömmek için..
İnsanoğlu her şeye alışıyor. Ölümün arada bir kendini yoklamasına, baş ağrısıyla yaşamaya, aslında sevmedikleri insanları severmiş gibi yapmaya, aslında unutamadıklarıyla daha önce hiç tanışmamışlar gibi yapmaya. Alışıveriyor sonra pat küt, meşin bir topa gelişi güzel vururmuş gibi yaşamaya!
Herhangi bir yerde keman çalınmaya görsün, gözlerim yaşarıveriyor. Ben keman çalamam çünkü, şarkı da söyleyemem. Şeytanla anlaşamam. Unutmamak konusunda çok yetenekliyim bu yüzden adımlarımı sessiz atarım, hiç kimse de izim kalmasın. Kalmasın. Ben bilirim, ben öğrendim öpüşle öksürük arasındaki farkı. Kardeşimin içinde uyuduğu İstanbul şehrinden daha güzel yok. Bu yüzden tam şuan terk edebilirim özgürce ve dibine kadar yaşadığım her şeyi! Oysa burada deprem olmuyor. Yağmurlarda sel basmıyor. Çocuklar şekerleme kokuyor. Etraftan tehlike beklemeden yürüyorsun yollarda. Madencileri ölmediğinden – belki yoktur da maden ocakları- başbakanları onları ölüme mahkûm edemiyor. Ama evladı olmadığın her toprağı yabancısısın işte..

Keşke diyorum her şey başka türlü olsaydı. Sen beni öpseydin ben - Ah Muhsin Ünlü’den esinlenip-Herkesin unuttuğu bir Afrikalı olsaydım. Her şey meşrudur bir hayalin içinde, elleşme! Bedavaya verseydim geçmişimi bir eskiciye. Sen beni öpseydin, ben çok oturmam zaten deyip kalksaydım. Gün ağarıyor ya o sıralarda benim kalbim ağrıyor. Şehrin ışıklarına bakıyorum, evlerin içindeki insanları düşünüyorum. Çoğumuz yaparız bunu. Gözlerinde bizimle aynı yarayı taşıyanları bulup, sarılırız.
yer kaplamasın diye annemin bir taşra kasabasında bıraktığı oyuncağımı düşünüyorum da, anne diyesim geliyor; bu sevda çok yer kaplıyor içimde, düşürüversek ya müsait bir yere?


Keşke diyorum herşey başka türlü olsaydı,
Öyle olsaydı bile ben yine utanmaz
Başka türlü olan herşeyin de değişmesini isterdim.

Bana bakma,
ben bir sevmek uydurdum. Buna inananlar birbirilerini sevdiklerini sandı.
Aslında öyle bi'şey yoktu.

Özgen.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !