Kedi

 


 


 

Ben bir kediyim. Tüylerim hep dik, bakışlarım hep hırçın. Beni sev diye gözüne baktığım tüm insanlarım kaçıp gidiyor. Buda benim sevişme şeklim.Tuhaf bir boşluk hissi yer edindi içimde.

Dışardan bakıyorum kendime, ne güzel oyunlar oynuyorum. Kandırıyorum aslında herkesi, herşeyi. Kulağımdaki küpeyi bile çıkarıp unutuyor gibi yapıyorum. Kırılmasın istiyorum onu terkettiğime..


 

Merhaba hayat amca, bana verdiğin akıllardan yoruldum. Yolumu kendim çizmek istiyorum. Uluslarla ilişkiye girmeyeceğim anlıyor musun? Onlar zaten çok güzel iletişiyorlar. Ben bahçesi olan bir kafede kahve içmek istiyorum sadece. Altı üstü bir kafe diyeceksin. Onlara benzememi isteyeceksin. Yaşayabilmek için tek şansın bu, ya bu cehennemde maymunlara benzersin ya da yok olursun. Ama ben var olmanın erdem sayıldığı yerlerde ağladım hep.


 

Bana acaip bakışlarla bakma. Ara sıra acaipleşmeliyiz, ara sıra yaşımıza küçük gelen oyunlar oynamalıyız. Ara sıra bir vapur güvertesinde tanımadığımız insanlara gülümsemeliyiz. Yine de hala büyük adam olmamı istiyorsan, üzgünüm.


 

''Çok gürültü yapıyorsunuz, bu topluma uygun değilsiniz''. Yazısıyla karşılaşmaktan korkuyorum bir gün. Çünkü susmuyor bu kafamın içindeki lanet olası sesler ve hayat amca bana hep ''elindekiyle yetin'' diyor!

 

masallardan yoruldum. O masallardan her kovulduğumda üzerimdeki kabuğun kalbimi de kabuklaştırdığını görmekten yoruldum. Her seferinde kendimi affedememekten, kendimle barışmadan başka bir masalın kahramanı olmaya çalışmaktan yoruldum. Hayatın amcanın da esiri olmak istemiyorum. Bu yüzden kaçışım. Kaçarken kendimi düşürmek istiyorum. Biri üstüme bassa görmeden ya da bir araba son sürat çarpsa, üzülmem inan. Kendime acımayı bırakalı epeyce oluyor.


 

''Ne kadar garipsin''. Öyleyim. Bu Tanrı'nın defolu kullarına has bir özelliği olsa gerek. Benim de robotlaşasım geliyor bazen. Her sabah aynı duyarsızlıkla kalkmayı, otobüs duraklarındaki insanların hüzünlerini toplamamayı, ait olabileceğim bir daire bulmayı ve sadece yuvarlaklaşmayı istiyorum.


 

Balıklara çok üzülüyorum, örneğin. Koyduğumuz akvaryumlarında kendi cinslerinden olmayanlara yaşamaya zorlarken onları mutlu olduklarını düşünüyoruz. Ama konuşamadıklarından bilmiyoruz neler hissettiklerini. İyiki sesim var ! Bazen bağırabiliyorum, bırakın gidin, gidin..


 

hayat amca bana taktığın zincileri bırak. Gideyim.Kimsenin olmadığı, olanların beni farketmediği, bir deniz kıyısında ayaklarımı uzatıp metal kokan sigaramı içsem.


 

''Çok müstehcensin''. Çünkü küfür etmeyi seviyorum. Bunun bana yakışmadığını söyleyenlerin söyledikleri yalanlara bakıp gülüyorum. Ben küfür ederken gerçekten yapmak istediğim şeyleri söylüyorum oysa. Eğer yapmak istediklerim gerçek ama ayıpsa yalan söylemememi mi isterdin?


 

İnsanın Sabırla bileneceğini anlatıyor büyük kitaplar. Sus ve tevekkül et diye yazıyor okuduğum kutsal yazılar. İyi de ben sabah uyanamazsam? Ölü ama sabırlı bir insan olabilirim. Evet bu fikri sevdim.

Öldüğüme üzülmeyeceklerine inanmam ama sevdiklerine de inanmamıştım zaten. O zaman eksilen Bir şey olmaz.

Hepimiz dengeyiz. Üstüne basarsam altımda kalırsın ki bu argo literatüründe çok fena anlamlara gelir.

O yüzden üstüme basılmasına izin veriyorum. Kimse kendini kötü hissetmesin.


 

Hayalkırıklarımı düşünüyorum. Leblebi tozuyla ilk tanıştığımda boğazımda kalmasını ve nefes alamadığım nane şekerini annemin parmağıyla çıkarmasını.her üç sene de bir tayinimiz çıktığını öğrendiğimde herkesi üç sene sevmem gerektiğini. İlk bisikletimin aldığım gün çalınmasını. İlk hediyemin ikinci gün kırılmasını. Ölümle beni tanıştıran ilk olayın en sevdiğim arkadaşım olmasını.


 

Hepsini düşünüyorum da.

Burda oturmuş. Hayalkırıklıklarımla hayal gücümü tamir etmeye çalışıyorum.


 

Evet olsa olsa bir kediyim ben.


 

Özgen.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !