20/8/2009 - Kötü Türkçemle Aşık Olmak
Çiğdem'e..
Senin Türkçen benden kötü adamım, ağzın kokuyor leş gibi. Bak ben temiz çarşaflarda sevişmeye alıştım. İz bırakmadan öpebilirim seni boynundan, gerek kalmaz boğazlı kazaklara. Profesyonel aşığım, biri beni incittiğinde canım değil sevgim acır. Acır mı insanın sevgisi? Bilemem. Cumhurbaşkanın evinde tuvalete gidebilecek kadar da arsızımdır, istersen inanma. Karışıyorum ve bu hoşuna gidiyor, neden yapıyorsun? Ben yıllar önce senin içinden terk etmedim mi? Görmeye mi geldin bi yaş daha büyüdüğümü, sahi öper misin beni uzatsam yanağımı? Ya tam o anda dönersem sana. Nasıl, eskisi gibi mi? Nasıl da eskidik değil mi? Tanrı rolü oynama bana, bozdum oyunlarını. Büyümek istemiyorum, benimle beraber büyüyor annem de. Ya düşünce saklandığım etek altları yok olursa? Ne yaparım o zaman. Kime küserim, kime susarım, kime kızarım. Yaşadığımız iki yılı yok saysak, yapabilir miyiz? Beni büyüttüğün, tokatladığın, öptüğün, nefesimi sakladığın, gitmek istediğinde ayaklarına kapandığım tüm zamanları silebilir miyiz? Kusma isteğiyle beraber gelen rahatlama isteği ve parçaların hep boğazına takılması. Ne yaparsan yap pis kokunun saçlarına yapışması. Bana doğum günü yazısı yazmıştın hani, muska yaptırdım koynumda taşıyorum. Öyle derin anlamlar çıkarıyorum ki, sokaktaki çocuklar bilse, arkamdan taşlarlar. Kolay olduğunu söyle. Gidebilmem için yollar göster, boğuluyorum parmaklarının arasında. Şehrin tüm palyaçoları nanik yapıyor bu gece. Biraz ötem de sokak lambasının altındaki adama sesleniyorum; ‘’sen git git, geleceğim ben’’. Yalan söylemenin haklı gururuyla odama hapsediyorum bedenimi. Dört gün şeytanla sevişeceğim. Sen portakal kokulu ağaçların altında vapurları izleyeceksin. Seni öyle görmeyi isterdim. Ne olurdu bana biraz huzur verseydin? Savunmasız, şartsız, sıyırarak kendimizi dünya kurallarından, edepli hallenmelerin dışında bir kere konuşabilseydik. Daha mı genç olmalıydın, ya sakalların daha kısa olsa tenimi acıtmaz mıydı? Kaosu düşünmüyorum, ne zaman öleceğim umurumda değil, kendime inanmaktan vazgeçtim. Büyüdüm, elimi yastık altlarına sokuyorum uyurken ve bol bol green day dinliyorum. Dışarıda sela veriyor imam, birileri iyi anıyor rahmetliyi. Bu gece dua sıramı savdım, benim için bi’şeyler dile. Nasılsa her gece gözlerinden öpüyorum. Kendimi kasarsam sana yakışır cümleler seçebilirim ama yapmıyorum. Unutmaya çalışmak çok yorucu. Seninle beraber uyuyup, seninle beraber kalkarsam bi yerlerde de düşürebilirim sandım. Böğürtlenli şarap veren birini dudağından öpeceğim. Kardeşim olmayacak ama dostum da kalmayacak. Sabah altı oldu. Bu sefer kar yağmıyor ve ben senin nerde kaldığını düşünmüyorum. Başının çaresine bakabileceğini biliyorum. Sana tutundukça hep yere düşüyorum. Ama böyle başlamamıştı değil mi? Ne olur böyle başlamadığını söyle. Sadece doğruları istiyorum. sen anlamazsın diyebilmek istiyorum sana. Anlamak gibi bir derdin yok senin bunu bildiğimden tüm anlamları bir test kitabında yitirdim. ‘’Büyüme çocuk’’ demiştin bana. Çok değil bundan bi’ zaman önce. Söz verememiştim. Büyümenin çekiciliği çocukluğumun masumiyetini kandırmıştı. Pişmanım yine seni dinlemedim. Sen bana her sustuğunda içimde küçük bir kız kanar.
özgenAydos
|