..''senden çocuk düşürmek istiyorum''.

14/3/2009 - ..''söyleyeceklerim daha bitmemişken..''

‘’ben seni sevdiğimi yar dünyalara bildirdim…’’ diyor radyodaki şarkı şimdi! Tutamıyorum kendimi, ağlamaya başladım. Bu halimi görsen inanmazsın, numara dersin, oyun oynuyorsun her zaman ki gibi dersin. Bu sefer susmam ama üşenmem anlatırım on beş yaşımın masumiyetini. Ah sevdiğim adam, öyle kirlendim ki, yolda görsen tanımazsın, boynum sen olmayan adamlar kokuyor, üstüm başım perişan.. ben şimdi sana değil kendime ağlıyorum!

 

Can havliyle yazıyorum bunları. Ne tuhaf , fotoğrafını hiç beklemediğim bir yerde görmek, yanındaki kadınla beraber..yanındaki kadın acıtmadı canımı, inan bak. Öyle güzel gülüyordun ki , sen o kadına sahiden aşıksın, anladım. Bizim ki aşk bile değildi, her şeyin yabancı geldiği topraklarda, iki benzer insan birbirini bulmuştu. Bunun adı ancak zorunluluk olurdu ama bunca benzerliği kaldıramadık, birimizden biri terk edecekti benliğini. Ki ben hazırdım kendimden vazgeçmeye, tuttun sen gittin!

 

Ergendik ya biz sen şimdi ermişlere benziyorsun bense sıkıştım kaldım çocukluğumla kadınlığımın arasında bir yere, nefes alamıyorum. Sen mutlusun, bunu gülüşünden anladım.

Benim de fotoğraflarım var başka adamlarla ama ben öyle gülmedim hiç. Ben sana bakar gibi yapıp, seni unutur gibi geçtim sokaklardan. Bir gün karşılaşacağımızı düşünüp avundum, kandım yalanlarıma. Kendimi sana saklayacaktım sözde, hangi parçamı nereye koyduğumu bile unuttum.

 

Ah sevdiğim adam, yaprak düştü yere, söz sese karıştı, ses düşe. Düşüm oldun, düşündüm seni. İçimdeki kadınlardan nefret ediyorum onları ben yarattım ama kontrol edemiyorum. Ağlıyorum diye küçümseme beni, kendimi aşağılamaktan bitap düştüm . Sahi ne yapıyorum, nerdeyim, kimdeyim, kendimden öte sana yakın kaç ülke gezdim?

 

Saçlarımı yıkamalıyım, ruhum bunca kirden nasıl arınır bilemem ama temizlenmeliyim sırlardan. Günaha karıştığım tüm dinler adına dua etmeliyim tanrıya. Yavaş yavaş ölüyorum,

Ellerimle sevişmeye başladı Azrail, titriyor ne zaman bir şeyi tutacak olsa. Ve hafızam eskisi kadar iyi değil, adını unutabilirim, adını unutup, seni yar diye kazıyabilirim zihnime.

Bırak beni, tutmazsan sabaha kadar yazarım. Anlatılacak öyle şey var ki, nasıl söylemeli sana kimlerin hayatından geçtiğimi, kimlerin hayatıma kazık diktiğini. Dilim kirli, dilime bulaşma

Öpeceksen yanaklarıma değdir dudaklarını. Sen sevgiliden önce babaydın. ben sevgiliden öte yabancı.

 

Arasam seni, ulaşılabilir mi yıllar öncesindeki adama? Tenin bir kadın mesafesi uzaklığındayken, kelimelerin yarama yar olabilir mi? Gülüşün, yanımdayken de sana bu denli yakışır mı? Ne zor bilsen, ne zor ‘’o mutlu olsun da nasıl olursa olsun’’demek. Ciğerlerim parçalanıyor, rahmimi bir çocuk tekmeliyor, analığım ölüyor, kadınlığım beni terk ediyor .

Seni başka bir kadına bırakırken, şiirler bileğime dolanıyor, şairlere tapıyorum ben beni anlatamıyorum onların cümlelerine saklanıyorum!

 

 

Terk-i diyar etsem.. kendimden kaçıp, boğazla buluşsam. Atsam kendimi sulara, bir aşkın sonu gibi çakılsam betona! Ölsem, ölüp başka ülkelere göç etsem. Gülüşünü görsem aynada, bir sigara yaksam,

‘’ah ulan, bir kere böyle gülmedin benleyken, siktir git şimdi’’desem. Rahatlar mıyım, diner mi gözyaşlarım, acım hafifler mi?

 

Sana denk gelmemek için, adının geçtiği yerlerde dolaşmazken, sen bir fotoğraf karesinde çık karşıma, yanındaki kadınla. Ve ben silmişken tüm fotoğraflarımı, sana gösterecek tek bir gülüşümü saklamamışken, sen bir kadının yanında gülüşünle dünyayı aydınlat.

 

Olur mu?

Zamanla geçer dedikleri, zamanla büyüyormuş. Bir ur gibi beynini kaplıyormuş, sen unuttun sandıkça, etine saplanıyormuş. Hayat akıyormuş, sen dururken bu sadece bir yanılsamaymış.

Adam tanrının yansımasıymış.

 

 

Tanrı gülüşüyle şimdi bir kulunu öldürüyor.

Benim katilim,

Benim tanrım.

 

 

ÖzgenAydos

 

Yorum (6) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

4/3/2009 - Ahlaklı susuşlarla bezedim seni.



Bir dosttan dinledim ‘’Bahtiyar’’ı, sesi yanık değildi ama yanıyordu sözlerim. Eşlik ettim usulca, duyarsın, duyar da gelmezsin diye söylemedim, doğum gününü kutladığımı.

Sağlam kalan pek az yanımda incinirdi o vakit, kırılmayayım diye eğilip bükülmekten zaten yoruldum. Aslında çok duygusalım bu ara, türk filmleri izleyip izleyip ağlıyorum, saçlarımı yıkamıyorum, kavga etmeye bahane arıyorum. Kadınsal bir geçiş bu, elbet geçer gider

Giydiğin kırmızı tshirt aklıma gelmese..

Çok sık uğruyorsun hücrelerime, tıpkı eskisi gibi diyemeyeceğim kadar da eskidik oysa.

 

sen gitmeseydin, hayatım nasıl olurdu merak ediyorum. Düzenli, tertipli, kontrollü. Sigaraya başlamazdım örneğin, saçlarımı kesmezdim, siyahlara bürünmezdim. Sen gitmeseydin, hayatıma giren adamlar beni büyütemezdi..

Çocuk kalırdım, topal olurdum, çoraklaşırdı topraklarım

Ama sen gitmeseydin

Mutlu bir kadın olarak ölürdüm.

 

Ne güzel yaşadık seninle.

Kulağımızda İspanyol müzikleri, saçlarımı açmıştın bir kez. Rengi sarıya çalıyordu o zamanlarda ve sen şeker kokuyordun. Arada yazıyorduk, ülkelere, kahramanlara yollamayacağımız dizelerle süslüyorduk ütopik ideolojilerimizi. Ki ben senle öğrenmiştim

Hiç gerçekleşmeyecek düşleri  kurmayı, hiç duymayacak şairlere seslenmeyi, gidemeyeceğim yerlerde yaşamayı.

Ben senle yaşamayı öğrenmiştim.

Sahi ne güzel yaşadık.

 

 

 

Rüzgarın hızını yüzünde hisseden ve hep çok daha hızlı sallanan iki küçük çocuk gibiydik, ayaklarımız yere, tenimiz birbirine değmiyordu. Sonra düştük, toza toprağa çamura bulandık,

Dizlerimize üfledik,ittin beni koşarak gittin. Eve döndüm, koşar adım gidişinin yaralarını anneme gösterdim. Öptü, öptü öptü

Ama hiç geçmedi.

 

 

Sen mutlu oldun mu? Bunca yıl sonra en çok bunu merak ediyorum ..

Senelerce perşembeyi cumaya bağlayan her gece dua ettim Varlığın ben de yokluğa sebep olsa bile nerde olursan ol hep iyi ol diye.

‘’Onu çok seviyorum ama ona benden daha çok ihtiyacı olan biri varsa onun yanında olmasına izin ver’’

dediğimde sahiden ihtiyacı olan birinin yanında mıydın yoksa tanrı beni üzmemek için kandırdı mı?

 

Sana yazdığım günlükleri okudukça, yeşil parkan ve kalın botlarınla çıkıp gelir misin bir gün diye düşünüyorum? Sobalı bir evde, dizlerinin önüne oturup sana elma soyar mıyım?

Olmaz. Yapamam bunu. Hiçbir şey olmamış, hiçbir sokak adı değişmemiş, çocuklar büyümemiş, şarkılar dillenmemiş gibi davranamam.

Sen gelirsen, anılar anı olmaktan çıkar, yaşayıp tüketeceğimiz bir ‘’gelecek’’ kalır elimizde.

O yüzden düşersem aklına bir gün,

Aklın düşerse avuçlarıma

Tut kendini

Gelme sakın

Gelme!

 

 

 

Öyle çok düşündüm ki, seninle hiç karşılaştık mı? İstanbul büyükşehir biliyorsun, otobüs duraklarında, sahil kenarlarında, aynı kitaba elimiz dokundu mu acaba farklı zamanlarda?

İnsanların suratını yıllarca sen sandım, öyle konuştum, öyle seviştim, öyle küfürleştim.

Ben kimi sevsem, sen olmadığını bildiğimden kendimden hep nefret ettim!

 

Aylardan mart, mevsimlerden deniz, lodos kokuyor şehir

Başında fötr şapkalı, pileli bir kız dansediyor sokak lambasının altında,

Senin için ve sadece sana

Hiç göremeyeceğin bir rüyanın içinde.

 

Doğum günün kutlu olsun,

Üstünde nice adaları batıran dnzm.

 

 

Yorum (5) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

28/4/2008 - susturunsokakları!..

 

 

Hayatı durdurduğum anlardan biriydi..andı işte anı olamayacak kısa..zihnim hep tekrarladığı numarayı çevirdi sabit bir hattan..

sakin bir sesle karşılaştığım da uçup gitti sıkı sıkı tuttuğum güvenim..kısık ve tedirgince söyledim;

Dur,bir şarkı tuttum bak..dinleyelim önce,söylenecekler zaten hep dilimizde..

 

 

 

Şaşırmadın..sende  bir hayret cümlesi bile olamadığımı anlayınca,tüm ünlemleri kaldırdım cümlelerimden..

Ki biliyordum elini her attığında bulmamak için boşluğumu da kaldırmıştın bir çekmeceye..düzenli bir bitişti,tarihini tek tek atmıştın yaşadığımız günlere..

Bense şaşkındım bu durum komedisinin içinde,bunu bile becerememiştim,

Ayrılığımızı da güldün..

 

(-kendime sığamadığım da,saklandığım gamzelerinle gülümsedni..)

 

-         zaten olmazdı’’dedni..

 

 

 

Kulağımda çınladı  iki kelime..başıma birşeyleri hatırlatırcasına ağrıdı,beynime giden kıvrımlar..

Camı kırdım,ellerim kanıyor hala....kanamalı bir yürekle yazıyorum bunları,dikkat eet aşk üstüne sıçramasın..

Hiç bir ayrılığa gözü yaşlı çıkmadım,üşütmem imkansız..beni merak etme,soytarı prens..

 

aklımın  içinde düşündüklerim mi var,yoksa hepsini yitiriyor muyum yavaş yavaş,

Bunca kelime nereye gidiyor,nereye akıyor kirli düşler,

Ellerim pis şimdi,ellerim buğuya yazılamayan acının sessiz harfleri,

Öpme!..

Bu masaldaki kurbağa benim..

 

Yel değirmenlerine yek başına dövüşen bir donkişot olursam,senden alıp kendime veririm hep,

Istediğim biraz adalet..

 

 

 

Bir kıta,okyanusa gömülü,dünyanın en çorak,en uzak,insana en tuzak yeri..Tanrı bile yaratırken hatırlamış yalnızca..

Suret düşmüyor,güneşin kavurduğu vakitler,yağmur yok..ağlamıyor hera!..ve dişini bileyip bağırmıyor Zeus’a..

Keşfedilmeyi beklemekten yosun tutmuş,uğramamış zheng he adı kalbim olan kıtaya..

Halklara uzak,ırklara düşman,kendinden başka kimsenin yaşayamayacağı bir avuç toprak,

Hey beyaz,getirdiğin aşkı al ve çek ellerini ülkemden..

Bu filmdeki kızıl-derili benim..

 

 

Seni paylaşamıyorken,senle paylaşmak istiyorum kendimi..bugün bir film izledim..

Çocuğun avcundan kelebekler dökülüyordu yere,masalın içinde bir masal işte,

Herkesin kendi dünyasında mutlu olduğu o ütopik dünya..bense evvel zaman içinde kalburlara saklanmış,develerin işgal ettiği,

Dedemin bile ninni dinlediği zamanlardan çalıyordum seni,bu yüzden birleşemiyorduk herhangi bir zaman aralığında..

(Aralıklar,ruhumun işkence mevsimi..) benim cennetim sendin,her gün bin kere kovulduğum..

Bugün çocuk parkına gittim ben,büyütemediğim ruhumla..uçtum,boyum kadar salıncakta..şarkılar söyledim adına adanmış..

Bir çocuk kadar hür olmak,yetişkin bakışlarda mahcubiyet oluyordu..kızaran yanaklarımla indim kaydırağın tepesinden,

Umutlarım kaydı gitti ellerimden..

Senle bir tahtıravelliye bindiğimiz de,yer değil yar çekti beni..

Düş’ürdüm avucumdaki gölgeni..’’

Bugün..çok güldüm..kuytularda ağladım ve gömdüm yaşlarımı toprağa,

Bir gözyaşı ağacım olacak,dallarına sensizliği bağlayacağım..bağlanacak o kuşak belime biliyorum..

Biliyorum işte..

Kırmızı..

 

 

‘’kasıklarda ya da kalpte aşk sadece aşk diyordu

Çünkü bir adam,

Aşk mükemmel bir yaklaşımla kay kaşığına benzetildiğinde bile

Sadece aşktır,ya yaşanır ya yaşanmaz diyordu..’’

 

Hak veriyordum..

Hak..

Hakkım olanı alamadığım da,

Verebildiğim tek şey oluyordu..

 

 

‘’zaten olmazdı..’’

Biliyorsun..

 

 

Çocuk oyunlarımı çaldın,giderken..

Tüm sokaklar artık yetim..

 

 

Ve

Şimdi sessizlik..

 

Yorum (5) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

4/4/2008 - banageçmişçarptı.

ben tarihten geldim dedi.

o tarihi hiç unutmamıştım kii..dedim.

 

‘’O kadar özledim ki,dayanamadım sana getirdim tüm biriktirdiklerimi..,

Bir sızı değilsem bile,sızıntın olayım,geçeyim derinin altından akayım ince ince yüreğinin içine..buldum seni,yeniden ve okudum,o adam ben miyim,söyle..hatırlamışsın oysa ne zaman doğduğumu..

Beni hala söylediğimiz şarkılar kadar seviyor musun,özlüyor musun..o kadar yazdım sana neden bir cevap bile vermedin…’’dedi..

 

Yüzüne bakmadan durdum.usuLca nefes aldım,biliyordum konuşsam,gidecekti yine..

Bir yer bile olmamıştım ki,üstüme basmadan geçip,gitmişti benden.şimdi veremediğim tüm cevapları yazıyorum..;

 

-ben ağlarken yürüyebiLmeyi,konuşabiLmeyi,yazaBilmeyi, ağlarken yaşayabiLmeli,

Seni özlerken öğrendim.sen uyurken izleyebilmeyi dilerdim,bir çocuk edasıyla büzülen dudaklarını ve gözlerin kapalıyken de o kadar anlamLı mı diye düşünüp dururdum.

Bakmaya utanırdım,dilim lal olurdu karşılaştığımız o kısa anlarda sen nazım oluyordun her defasında,her defasında deniz oluyordun,hüseyin oluyordun.yollarda bağırıyordun, bir devrime koşarken içimde devinimler yaratıyordun…bekliyordum,sonu görünmeyen bir yoldan gelecek adımları,saçlarım şeker kokuyordu senin kardeş kokun yandında saçlarını seviyordum,gözlerini seviyordum hep dik duran başınla yürüdüğün yolları öpüyordum..

Izlerin vardı..üstünden geçiyordum../iki parmak izi bir aşkı bulmaya yetmiyordu..

 

Renklerimi boyuyordum siyaha,beyaza.sıradanlığı ve herkes gibi olabilmeyi seninle öğreniyordum.sana her sustuğumda,asi yanlarımı öldürüyordum.incitmekten korktuğun zamanlar oluyordu.’git’diyordun,kalbini kıracağım,git..

Ben seni bana sağlam bir kalp hediye edesin diye sevmiyordum ki..’’

 

Koridorlarda yankılanan sesini duyuyordum,sesin içine girmek istiyordum aklımda çırpınan kuş kanatlarıyla.sana şarkılar yazıyordum,benden başka kimsenin söylemeyeceği,sana tablolar çiziyordum iki ucu yaLnızlık olan.ben kimi sevsem,senden başka kimseyi sevemeyeceğimi anlıyordum.yan yana olmasakta aynı kareye dahil olalım diye ayak ucunda duruyordum.

 

O adam sen değilsin çünkü hiç bir zaman zamirle söylenilecek kadar uzağa kaçamadın.resmin  hala başucumda.bazen öpüyorum onu,annen oluyorum o vakit,baban kokuyorum..

Seninle doğmanın,seni doğurmak kadar acılı ve sancılı olduğunu biliyorum.hayır diyorum,uyutmayın beni,izleyeceğim bu var oLuşu!

Kendinde azaldıkça ben de çoğalıyorsun…!

 

Adını seviyordum..okşayan ellerim vardı,cama yansıyan gölgeni.perakendeye vermiyordum aşkı hepsi toptandı.alacak gücün yoktu,kalsın demiştin..üstü kalsındı,alt tarafı aşktı..

kırıLan hayallerim sağına soluna batıyordu.sana gelemiyorsam sona yaklaşıyordum.kendimi hapsediyordum odamın duvarlarına..!

seni özlerken öğreniyordum beni ancak taşların anladığını..

seni özlerken öğrendim aşkın karşısında berlin duvarının bile yıkıLdığını..

 

Istanbul oluyordum.onca kalabalıklar geziyordu içimde,dilini anlamadığım insanlara tercüme ediyordum seni,ne zaman bir sayfaya başlasam kenar süsü gibi örülüyordun,ne zaman bir yolda yürümeye kalksam ayağıma dolanan kedi misali sürtüyordun en nankör yanlarını,

Ne zaman bir şehirler arası otobüse binsem,usumun kaldığı yer oluyordu,vardığım tüm kentler,

Ne zaman bir kız görsem genç ve narin,Pazar gününü siliyordum haftalardan.6 gün yaşıyordum,6 gün nefes alıyor,6 gün uyuyordum..

Çünkü bir pazardı,kar yağıyordu ve bir adam içime kaçmıştı..ondan bu yıpranmışlığım,karmaşıklığım,kendimi doladığım tüm düğümler..aynı beden de yaşayan iki kişi taşıdım.bunca zaman ‘bir’leşemediLer..

 

Yazdığın tüm mektuplar,cevapsız kalıyordu.ne zaman alsam kağıdı önüme,senle doluyordu tüm beyazlıklar,yazacak yer kalmıyordu.adres değişti sanıyordun..sen gittiğiden beri değişti sokak isimleri yalan değil!..

Bebekler doğdu,yeni şarkılar dillendi,o sevdiğimiz ev koca bir alışveriş merkezi oldu.

Duygularını paraya değiştiriyor insanlar şimdilerde.sen gittiğinden beri,ben koca bir kız oldum..!kendi başıma yürüyorum artık hayatın yollarında,dikenler batıyor tenime,kanıyorum bazen,

Bazen düşüyorum,sargılı kollarımla aralıyorum kapıları.ama inan hiç yalvarmıyorum!aynada seni görebilmek için eğmedim hiç başımı!...

 

Oysa ben seninle büyümek istiyordum..tuhaf ki sen hiç büyümüyordun..

Tüm insanları seviyordum..kiminin ağzı sendi,kiminin gözleri,kiminin boynu..

Seviyordum çünkü tüm olamasalarda hepsi senin parçalarındı.

 

Yanımdaydın ve yalnızdım.paylaşılabilecek bir sevda değildi,anlamıyordun.

Inanmıyordun..

Sana bir kere bile dokunmadığım,dudaklarımla sevmediğim,yüzüne baktığımda kızaran yanaklarımı görmediğin için,

‘’böyle bir aşk olamaz’’demiştin..

Giderken..

 

Durdurmadım.gitmekte sevmek gibi senin tercihindi.

Tenine değen bir aşk bulmuştun ve karşı evi görüyordun perdeni her araladığında.

Sesame çarpıyordu,kırdığın hayallerim.yaralanıyordum,kanı içime akıtıyordum,görürsen korkardın,kollardın beni kendinden

Oysa ben,

Gittiğine değecek kadar mutlu ol istiyordum.o kadın seni benden daha çok sevsin istiyordum,koysun başını omzuna,güvende olduğun hissetsin istiyordum.

 

Sen yokken ben onca sıcakta,kendi kışımı yaşıyordum..

 

 

 

Senden başka kimseyi görmemek için,aynaya bile bakmıyordum.erkekleşmek istiyordum kadınlığım açtığı tüm yaralara inat.hayallerimizi baştan kuruyordum her gün,olur ya gelmek istersen değişen hiç bişey olmadığını gör diye.iki nefeste bir bayılıyordum sonra.iLk o zaman başlamıştı bu çarpıntılarım.

Sana çarpmamak için kendime vuruyordum her defasında.kimle tanışsam önce seni tanıtıyordum onlara.kimi bilsem,adınındaki anlamı arıyordum gözlerinde.ön saflara koşuyordum özgürlük yürüyüşlerinde,bayrak hala sen de mi diye?

Sıkı bir adalet adamı ol istiyordum,en çok haksızlığa dayanamazdın bana subjektif bakamadığın öznel yanlarında.

 

Başka bir kadını severken sen,

Ben perşembeyi cumaya bağlayan tüm geceler de dua ediyordum.

Benden ayrı olsanda aynı kal diye..!

 

 

Yine de bir kere bile sana seni ne kadar sevdiğimi söylememiştim.

Böyle aşk olmaz dediğinde savunmamıştım kendimi.aşk diye bildiğim tüm soyut kavramlar sen de somutlaşıyordu ve ben bir fiili bir isimden ayırmasını bile bilmeyen,

Imla hatalarımla,sorguya giremezdim.olur ya bilemezdim belki de

‘aşk nedir’sorusunun cevabını,sonra bana gülerdi tüm insanlar.bilmediğim de susarım ben,

Anla sana neden hiç söz hakkı tanımadığımı!..

 

Giderken,bir kitap almıştım sana.içine sözler biriktirmiştim..söyleyecek sözüm kalmadığında,

Söylenmişlerle an diye..

Kirpiklerinde ki yıldızlar düşmesin diye,hiç dilek dilemedim..

Nerde olursan ol,iyi ol istedim.

Kolun sağlam olsun da,hangi kolda oLmak istediğin sana kalsın/dı..

 

Zaman aktı sonra.bir kum saati gibi,bana genzime kaçtı tüm seneler..

Başka bir adamın elini tuttuğumda,gördüm hep dik duran başını

 

 

Sonra başka adamlar biLdim ben,dokundum,kokladım,sarıldım,sarmalandım.

Utandım,, . Ve sadece sana benzeyen adamları sevdiğim için..

 

Hepsi bir hayaldi,gerçeğine yeniLdiğim..

 

 

Şimdi..tam da bu zaman da,

Diyorsun ki,

‘’hala bir yerindeysem kalbinin,

Hadi bana bir mektup yaz..’’

 

 

Eğer hala çocuk olsaydım,

Alaaddinden seni dilerdim..ama aynı hikayeyi bir kere daha

Yazacak güç yok parmaklarımda..

 

‘’giderken en çok geleceğimi götürmüşsün

O yüzden cümlelerim hep di’li geçmişlerde kaldı..’’

 

Şimdi seni ardımda bırakarak yürüdüğüm bu yolda

Tek bir şiir takılı dilime;

 

 

Beni düşün öyleyse
Beni hayretin ve karanlığın eşiğinde
Beni fitillerde başlayan bir fısıltı
Anında ilk satırını yazarken bir bildirinin
Kulaktan kulağa dolaşan haberlerin bağrında
Beni dar camlarda değil
Bir bulutun seyrinde düşün
Burada ortasında sıçraya sıçraya kabaran alevlerin...

 

*Konuşmadığım için susuyorum sanma,

hiç nokta koymadığım bir cümlesin,

Hikayeyi bitirmemi bekleme.

Yorum (8) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

18/3/2008 - hiçbişey.

4 sene önce..d'ye..

sana bir satır arasında çarpmak

ve böyle sitemli olmak çok zordu..

hele seni paylaşabilmek..

 

Var midir ölmeyi istemenin,
"intihar"dan farkli bir adi..
Var midir acaba,cenazemi tasiyacak olan omuzlarda azicik ben sevgisi..
Ne olur diyorum bazen..tüm simarikligimla..
Ölsem Allah'im..
Yakismiyor sana diyorlar..
Bana yakisan yasamaksa,neden siritiyor bu kadar..
Kizilaydan dagitilmis gibi,benim üstümde yasam..
Kalbimi parça parça ettim..
ve dagittim yoksun kalanlara...
"Organ bagisi"denebilir mi buna..?
Öyleyse eger..
iyi bisey yaptim..
gurur duyabilirim bugün kendimle..
Haber vermeli ama herkese..
Insanlar yürümeli bugün dünyanin her yerinde...
Beni konusmalilar..
Sen sevgisinden arindigim ve artik farkli yüzleri görebildigim için kutlamali beni!!!
Senin içinde öldürdügüm sularla yüzümü yikadim..
Kanin içimden akti gitti..
Ve ben öldürdüm çocuklarimi!
Benzemeyeceklerse sana..Ne anlami vardi onlarin kalbimin içinde!
Bencilce ve utanmazca yazdigim bu satirlar,
ayiplanabilir...
Ahlak disi bulunabilir ve yargilanabilirim örnek olmadigim için küçüklerime..
Ve yasaklanabilirim tüm kitabevlerinde!
Belki alnimin ortasina +18 yazarlar..
Bildigim tüm yanlislari haykirdigim için korkusuzca
beni bir hastaneye bile kapatabilirler..
Ve belki ölmek istedigimden simdi..suan..
Çekebilirler beynimin kivrimlarini..
Kalmadigindan bir ottan farkim,sulamak yerine koparabilirler..
Ama bilki tüm bunlara ragmen..
Ben senin içinden çikmayacagim!!!
Dilinde bir küfür olmaya devam edecegim..
Tüküremediginden sokaga,utandigin için..
Hep agzinin en islak yerinde kalacagim...
Ne zaman acisa dilin,
benim üstüme soguk bir su içmek zorunda kalacaksin!!

 

*(vizelerimin başlaması ve ders çalışmak zorunda olduğum için yazmaya biraz ara veriyorum :(

olur ya merak edersiniz....)

özgen..

Yorum (7) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Aslında hep farkındaydım senin için bir havaalanı olduğumun. İstediğin saatte siktirip gider, istediğin gece/özellikle ben uykudayken/ağzına sıçmak için uykularımın/ inerdin bana sertçe, frensiz, ışıksız, ve gürültülü! Bir merdiven akardı, akardı tüm basamakları ergenliğimin giderken sen... Çoğunluk ağlardım! Dişlerim ağarırdı inan. Bir köpek havlardı, bir kedi miyavlar, bir keçi geviş getirirdi. Tüm şehir siktir olup giderdiniz, tüm binalar, tüm sokak lambaları ve şiirler... Rahman Yıldız.

Kategoriler

Arkadaşlarım

j0ker
valeroso
beyazgelinciik
yagmurtuana
Özcan Çeltik
ordabirokulvar
siirimsilerle
ussuahkam
huzunlerinprensesi
papis85
silencieux
S£RÇ£ serçe
surgundekimavi
sevgiliask
toprakbulutu
yagmurvebiz
mirayy
odeja
rapkamyonu
spongefugi
suskunlugumsiyahinmatemi
sr1603
turkiyedeyasamak
sevdiyar47
koddelisi