Of!

Ben bu çekip gitme isteğini tanıyorum. Daha önce defalarca histerik krizlere girdim, orayı burayı dağıttım, ona buna küfür ettim. Hepsinde biraz daha incindim, sırtım daha çok kamburlaştı, daha çok yoruldum. Her defasında başka yollar çizdim, adımlarımı değiştirdim, koştuğum da oldu, düştüğümde. Hiç biri birbirinden farklı değildi ve hiç bir şey beni değiştiremedi.

 

Ben hep mutsuzdum. Zaten dünyaya geliş amacım da mutlu olmak felan değildi. Ne şen kahkahalar attım, ne yerin dibine girip ağladım. Aynaya her baktığımda kedimden iğrendim. Böyle bir kadın olmamalıydım ama şartlar bunu gerektiriyordu.

 

Kimseyi sevmedim ben. Ama herkes beni sevsin diye uğraştım. Herkese yalan söyleyip, kendimi kandırdım. Şimdiler de gördüğünüz her şey, adına hayat dediğim oyunun bilindik replikleri. Kime bunları söylesem çok anlayışlıymışım gibi görünürüm oysa biliyorum tüm insanlar aynı şeyi yaşıyor sadece kimse farkında değil.

 

Erken yoruldum. Çok yaşlandım. Dönüp baktığımda ise ne heykeli dikilecek ne tarihe yazılacak hiç bir şey yapmadım. Olsa olsa kahvenin yanında edilebilecek bir kaç dedikodu oldum. Aslında herkesten kaçtım. Çünkü ben anneme bile hep yanında olabilecekmişim gibi bağlanmadım.

 

Şimdi bu oda, bu duvarlar dolaptan görünen giysiler, önümde duran boş su şişesi, titreyen ellerim beni dışarıdaki hayattan koruyan yegane şeyler. Karışmak istemiyorum akıp giden hayata, ne zaman koşturan bir insan görsem, bir yere vaktinde gidersen her şeyi kaçırırsın demek istiyorum.

 

Dünyayı değiştirebileceğini düşünen insanları okuyorum, hepsi ölü. Ama çok isterdim hiç bir şeyin değişmediğini görmeleri. Yok canım Einstein sen izafiyet teorisini buldun diye haksızlıklar bitmedi ve canım Freud içimizdeki aç hayvana diktiğin kılıflar kimseyi tecavüzden kurtaramadı.  Sizlerin düşünmeye vaktiniz vardı, bizim yaşamaya vaktimiz yok.

 

Kurtarmayacak beni kazandığım para, edindiğim hırs, başkalarına hissettiğim kıskançlık. Bir gün herkes gibi toprağın altında bedenimi çiyanlar yerken uyanacağım ve korkmayacağım. Beni kemiren, yaşarken de kemirdi zaten. Şimdilerde şu duvarı ellerimle yıksam kimseye faydası yok. Benim artık kendime yararım yok.

 

Kendi egolarımı başkalarının üzerinde tatmin etmiyorum artık bu yüzden kimseye yalan söylemiyorum. Yalnızım ve bu yalnızlığı bozmak isteyen herhangi birini rahatlıkla siktir edebilirim. Çünkü kalabalıkken her yer, kayboluyorum ben. Bu aslında iyi bir şey ama hep bir yerde daha örselenmiş, daha yıpranmış ve ağlarken buluyorum kendimi.

 

Kimseyi sevmedim ve kimseyi sevmek istemiyorum. Sevince öyle çok seviyorum ki, sevgimin içinde eritiyorum onları, posaları çıkıyor, ayağa kalkacak halleri kalmıyor ve hiç bir sarhoşluk ertesi sabah geçmişindeki herşeyi unutturacak kadar etki etmiyor.

 

Bir kaç ağrı kesici, bir bardak su ve mide bulantısı. Kusmak istemiyorum, hayır. Yürümek de. Konuşmak da. Gitmek istiyorum sadece. Yanlış çocukluğumu, kırdığım insanları, bir türlü büyütemediğim hayatı, çıkmaza girdiğim sokakları ve en çok kamburlaşmış sırtımı. Hiç bir halta yaramayacağını bildiğim halde gitmek istiyorum. Çünkü büyüdüğün sokaklarda yürümüyorsan, hiç bir şeyden korkmuyorsun.

 

Söyleyemediğim sözlerin içimde açtığı boşluğu bırakarak gitmek istiyorum. Ve sanıyorum bu sefer başarıyorum. Tüm öğütlerinizi, nasihatlerinizi, yargılarınızı size bırakıyorum. İhtiyacım olan tek şey biraz uyku.

 

Özgen

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !