4/11/2009 - beniartıkyorma.
‘’Bana denizle ilgili cümleler yaz’’demişsin mektubunda. Okudum, okudum ve benden hiç adam olmayacağını anladım. İster istemez inanıyorum hala, kurduğun edebi tümcelere. Hepsi edepsizdi oysa. Oysa ben seni babamın kestiği bıyıkları gibi saklıyorum hala koynumda. İki katlı köhne apartmanın merdiven boşluğuna düşürüyorum sana dâhil ne biriktirdiysem. Şehirlerarası bir otobüs terminalinde bana gülümsüyorsun. Seni kendine esir eden kadınların yataklarında erkekliğini ispatlamaya gidiyorsun. Farkında değilsin, bekâretimi o yataklarda yitiriyorum. Bir başkasına dokunuyorsun, acımaklı gözlerle izliyorum hareketlerini. Kendinden geçiyorsun da diğer kadına geçemiyorsun. Ruhun o boşlukta asılı kalıyor. En çok kendine bir yer edinemediğine üzülüyorum. Gel bana nüfusuma alacağım ve tecavüz etmeyeceğim. Tek kişilik yatağında uyuyabildiğinde düşünüyor musun beni? Her zaman mı, zaman zaman mı? Zaman azaltmıyormuş da eskitiyormuş içimde taptığı adamı. Neye benzediğin umurumda mı sanıyorsun? Ağzını mı özledim, gözlerini mi, o eğreti gülüşteki yalnız çocuğu mu? Ben boşluk doldurmaca oynamadım ki. Yine de sağdan sola, yukarıdan aşağı seni yazıp duruyorum. Duruyorum. Bak burada, iki ayağımın üstünde. Küfür ediyorum çok, sigara içiyorum çok, hastalanıyorum çok. Hepsini hep çok yapıyorum. Senden kurtulmamın tek yolu senden daha çok yapmak her ne yapıyorsam. Çok kelimesini de çok yazıyorum. Çoğaltıyorum tekil ne varsa. Erkek, erkekler, aldatmak, aldatmalar. -Görüşürüz. Uzunca bir sessizlik. Görüşmeyeceğiz diyemiyorsun. En çok bu üzüyor beni. Çekimlerini yapabileceğimiz üçüncü tekil şahısları dahi konuşabilmeliydik seninle. Yüklemsiz cümlelerle ortada kalmış bir düşün içinde daha ne kadar uyuyabilir ki insan? ne kadar yok sayacaksın ne kadar yaşanmamış kılacaksın? 04.11.2009 ‘’ bugün üzerindeki mavi t-shirtü ağzını açmadı’’. Susmalarının tarihlerini atıyorum. Sen her sustuğunda bu şehirde bir adam daha ölüyor. Önemsiyor muyum sanıyorsun öpüştüğüm herifleri? Hepsi için sadece içine girilecek bir kadınım. Oysa sevişmek hissetmek değil midir? Bu anlamsız boşalmalar niye? Biliyorum, en çok bu açık sözlülüğümü seviyorsun. Kartlarımı koyuyorum masaya ve başlatıyorum oyunu. Peki neden hep kaybeden ben oluyorum. Düşündün mü? Ah ne diyorum, hiç güvenmedin ki. Haklıydın da, seni başka adamların yanından aradım, başka adamların yanında söyledim ne çok sevdiğimi. Seni kaç kere de unutabileceğimi düşündüm. Kaçıncısından yok olacaktın, kaçıncısında senin kokunu tükürüp atabilecektim. Bu beni ‘’kötü’’kadın yapar mıydı? Aklıma bile gelmedi. Yaptıklarımı savunacak ve aslında masumdumla başlayan cümleler kurmayacağım. Hatalarımı bilerek sesleniyorum, hatalarını bilerek seviyorum. Sen de beni hiç aldatmadığını söylemezsin. Ki ikimizde bir savaşın içinde olduğumuzun farkındaydık, vurulduğumu geç anladım. Ezan okunacak birazdan, inanlar gidip tanrılarına yakaracaklar. ‘’her gece rüyamda zina yapıyorum, Her gün birilerinin arkasından konuşuyorum Her gün verdiğin şeylere şükrediyor ama hep daha fazlasını istiyorum Ama beni affet’’ Ben onlardan farklı değilim. Beni affetmen için sana yalvarıyorum. Beni affet. Beni azad et. Madem sevmeyeceksin, bırak gideyim.Tövbe edemem, kandıramam, bir daha asla yapmayacağım diyemem. Senle de olamam artık, sensiz de kalamam. Bu da benim cehennemim. Yanmaktan acımıyor canım, yanık yerlerim annemin bir öpücüne bakar. Yaralarım adınla kanıyor. Algıda sıçıcılık bu, nerde ismini çağrıştıran bir şey okusam koleralı sokaklarda ölümle kavga eden insanlar geliyor hatırıma. Onlardan biri olamayacak olmam. Ne kadar boka batarsam batayım, dibe vurursam vurayım, birkaç kilo eroine sokarsam sokayım kafamı döndüğüm yer yine özüm oluyor. Hayır hayır, Ben aşık olmayacaktım. Sevişecektim biraz, birkaç sigara içecektim, sonra yabancı gibi çıkacaktım. Yapamadım. Yatakta ısıttığın yere dayadım sırtımı, çocuk olayım istedim, saçımı çek ve kavga edelim istedim. Aşık olmayacaktım. Sadece sevişecektim. Olamadı. Yabancı bir dilde sana küfürler diziyorum. Odamı aydınlatan ışığa bakıp, tavanda hayaller kuruyorum. Yarım kalan ergenliğimi tamamlıyorum. Tamamlayamıyorum yine de seni. Ne de kolay girmiştin halbuki içime, introsu yavaş bir müzik gibi Ama herşey birden şiddetlendi. Kanattın, acıttın, bağırttın. İşini bitirdin ve gittin. Kutlu olsun Aşkına gebe bir kadın bıraktın. Düşürmeye çalıştım, İçime şişler soktum, umuma açık bir hela da karnıma yumruklar attım, bildiğim profesyonel doktorları denedim. İlk defa başarısız oldular, şaşıp kaldılar. Gülümsedim, vazgeçtim, hatırladım. Hiç hayal kurmamıştık ki, hiçbir şey vaat etmemiştin bana, hepsini ben uydurmuştum. Seninle bir hayat istemiyorum dediğimde bile sana kazak örmeyi düşünüyordum. Oralar soğuktur bilirim, üşürsün de. Ses etmezsin sadece. Ama bilirim üşüdüğünü de sen düştüğümü bilmezsin. Ama haklısın sen elini uzatmadın ki, ben tuttum. Sen her zaman oyuncaklarına saygılı biriydin ve biz sadece oyun oynadık. Haklısın. Beni koleksiyonunun en arkasına kaldırabilirsin. Çirkin bir bebektim ve pek de eğlendiremedim. Daha çok beynini bulandırdım ara sıra kusturdum. Haklıydım, herkes özüne dönerdi. Sen sadece kendine döndün, sana tüm anlamları ben yükledim. Bu yüzden Gitmeliyim.gitmeliyim.gitmeliyim. soldan sağa, aşağıdan yukarıya tek harftin, herkese işte sevdiğim adam dediğim tek harf; ‘’O’’
özgen.
|