1/9/2009 - sürekli sen yutuyorum
Tırnak yemek de aşka dâhil, ellerimi ağzımın içinde yakaladığım her vakit böyle sesleniyorum. Ritüel bir düzen içinde sağlık kontrollerine gidiyor ve ne zaman ölmem gerektiğini soruyorum doktorlara. Hiç biri tenezzül etmedi henüz beni işitmeye. Basit cümleler kuruyorum, seni seviyorum . Tam tersi ise senden nefret ediyorum. Böyle yetiştik, böyle duyduk, böyle dinledik. Bir adım ötesi uçurumsa, geri kaçmayı kahramanlık saydık. Merhaba ben kadın. Adımı hatırladığın zamanlarda sana kendimle sesleniyordum. Bir tutam saç, bir kırmızı dudak ve içine girilecek delik olmaktan öteydim. Şimdilerde sadece susuyorum. Manasız. Anlamsız iki noktayım, önden gelen cümlenin sona bağlanmak gibi derdi yok, Kandırıyorum. Kimi? Anlamlandırmak gerekli mi peki? İlla çözmeli mi tüm soruları? Neyi kazanacağız, neye hazırlanmak için bunca çaba? Sonunda gebereceğimiz bir hayat değil mi yaşadığımız, yoksa sen ? Git. Ayak izlerini topla, Genzime basma. Dudağımdaki uçukla sevişiyorum sabahlara kadar. Travma geçiren vücuduma bakıp ne kadar sahici olduğunu düşünüyorum. Tüm bunlar. Parmağım gösterebildiğim bu. Yüksek sesle konuşmaktan başka meziyetim yok, Komşular benden rahatsız. Her sabah, Seri katillerin intihar sebeplerini arıyorum. Olsa olsa üçüncü sayfa haberiyim. -adınız? Şimdilik kimsesizim. En yakın zaman da çiftleşecek ve kendimi stabilize edeceğim hayatlar kuracağım. Üstüme kusuyor, saçlarımı tarıyor ve kocaman gözlüklerle halka iniyorum. Herkesin gözü beni bir yerden ısırıyor gibi, tüm sokak köpekleri peşimde. İngilizce konuşarak kurtulmaya çalışıyorum, bu ülkede en çok dilimize yabancıyız. Unutmuyorum. Öpüşmeyi de becerememiş, kanatmıştık birbirimizi. Bir aşkın vahşetle başladığını o zaman öğrenmiştim. Yaz bana. Nasılsa biz kelimelerimizce sevdik birbirimizi, Şimdi yoksan, cümlelerimizce terk edildik. Sorularını çaldığım cevaplar, sırtını dayayabileceğin duvarlar bıraktım sana. İlkokul adresimi yazdım. Soran olursa adımı değiştirdim; Cyrano de Bergerac. Bir halt bildiğim yok, hepsi babamın eseri. Dünya klasiklerini okuyan her çocuk uzun cümleler kurabilir. Beni ne zaman sonuna kadar dinledin, kesmeden sözümü? Bunca alkış, bunca övgü, bunca sahne ışığı seni daha mı büyük yapar sanıyorsun? Peki Yanılıyorsan? O zaman seni kim bağışlayacak?
özgen..
|